Tabu, çoğu zaman maşeri vicdanda acı ve sıkıntılar doğuran kısıtlama ve yasaklamaların genel adıdır. Bazen din ve inanç adına, bazen devlet ve millet adına, bazen de propaganda ve reklam adına boy gösterir.
Hâlbuki propaganda ve reklam ile boy gösterenler, toplum ve düzen adına içerde ve dışarıda çevrilen birtakım tertiplerle dolaplar, yine bunlar tarafından boyanıp cilalanarak, yıkıcı tepkilerden korunmakta, böylece varlığını sürdürmektedir.
Halkın duygularına tercüman olmanın ve yine onları dile getirmenin en kestirme yolu olarak gördüğüm şiirde dil, üslup ve tarzı ile dikkat çeken Osmaniyeli şairimiz Abdülkadir Doğar;
“Bölge bölge, “il”de değişen lehçe,
Bir olsun dillerde, durulsun tabu”
demektedir.
“İl”de,  yani ülkede yöre yöre değişik biçimlerde kullanılan dilimiz, güzel Türkçemiz müşterek sesimiz olsun, “ana dilde eğitim” gibi zırvalıklar olmasın istemektedir. Hele de terör örgütünce bayrak diye ellere tutuşturulan dört köşeli bez parçalarıyla tabuların oluşturulmasına fırsat verilmesine tahammülü yoktur:
“Dört köşeli bezle sunulan “bohça”,
El âlem içinde dürülsün tabu.”

Neden bitmez oldu söylenen yalan?
Ha beni ısırmış ha seni yılan.
Ülkem edilmişse, eğer ki, talan
Atılsın dirsekler, bükülsün tabu!

Evet! Yalandan bizârdır Abdülkadir Doğar. Bütün kötülüklerin anası olan yalan, memleketin karşı karşıya olduğu tehditlerin, tehlikelerin, acıların ve ıstırapların da asıl kaynağıdır. Müsebbipleri de politikacılardır. Ama asıl sebep, sıradan insanımızdır. Çünkü “Bana değmeyen yılan bin yaşasın” diyen odur ve sayıları da ha bire  çoğalmaktadır. Mutlaka gerekli hassasiyet gösterilmeli, ortaya tepkiler konmalıdır.
“Her bir şey çözülür, bulunsa akıl.
Haktan yana ise seçilen vekil
İrili, ufaklı kucaklar çakıl,
Çırpılsın etekler, dökülsün tabu.”

Ne diyor sayın Doğar?
Abdülkadir Doğar diyor ki: seçilenler eğer biraz haktan yana ve biraz akıllı iseler, “devlet sırrı” ve “dokunulmazlık” gibi zırhlara bürünmekten vazgeçerler. İçi ile dışı bir olmaya gayret ederler.  Kapalı ve gizli kalmanın getireceği tabulara asla fırsat vermezler.
“Aç kalırım dedik, olmazsa param,
Elbette ayrılsın helâlle haram.
Bana sorarsanız içimde yaram,
Kalmasın nadasa, sürülsün tabu.

Kimisi “hin”lere, cinlere hayran,
Kimine hoş gelir ekşimiş ayran.
Çerme çeşit oldu kutlanan bayram,
Yamada iplikse, sökülsün tabu.
Sevgili okuyucularım, iki günden beri misafir etmekten memnuniyet duyduğum Abdülkadir Doğar, “Yıkılsın Tabu” adlı şiirinin son kıtasında, ülkesi ve milleti adına içine düştüğü yeis ve karamsarlığı dile getiriyor. Bu ülke ve millet, sanki felaketlere mahkum edilmiştir. Zira, vatan toprakları, hem de milletin önüne yeni tabular konmak suretiyle, içindeki suyu ile birlikte satılmaktadır. Öyleyse bu tabu da yıkılmalıdır:
“Silinsin defterde yazılan berat,
Yıkılmış, mahşerde geçilen sırat.
Satılmış, ülkemde içilen Fırat,
Kazılsın temeli, yıkılsın tabu.”
(28.07.2005)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30