İslam âleminde yeşil renk çok sevilmiş, adeta Müslümanlığın simgesi haline gelmiştir. Yeşil, tabiatın rengidir. Göze ferahlık verir. Cennetin rengi de yeşildir. Kur'an-ı Kerim'de yeşil renkle ilgili ayetler dikkat çekicidir;
        “Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir. İnsan Suresi-21
        Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar. Rahman Suresi-76”
        Anlaşılan o ki yeşil renk 19.yy'dan sonra İslam âleminde tercih edilmiştir. Sebebi herhalde Mescid-i Nebi'nin yeşil kubbesidir. Hücre-i Saadet'in üstünü örten kubbe Memluk Sultanı Kayıtbay devrindendir. 19. yy başında, Sultan 2. Mahmut zamanında, Mescid-i Nebi'nin onarımı esnasında sökülerek taş malzeme ile yeniden inşa edilen kubbe yeşil renge boyanınca çok sevilmiş ve adına Yeşil Kubbe “Kubbe-i Hadra” denilmiştir.    
    Türk askerinin elbisesinin rengi de haki yeşildir. Saraybosna'da yapılan “ıslah” çalışmaları hakkında bilgi veren Ahmet Cevdet Paşa, Peygamberimizin kimi savaşlarında meleklerin yeşil elbiseleriyle yeryüzüne inmelerinden bahsettikten sonra şöyle demektedir; “Bey Camiişerifi'nde ammeye nush ü pend eden vaizlere birer yeşil biniş giydirdim. Boşnaklar zaten yeşil rengi sevdiklerinden bazı Gazevat-ı Nebeviye'de melaike-i kiramın yeşil imameler ile yeryüzüne inip ehl-i İslama imdat eylediklerini dahi bu vaizler vasıtasıyla halka bildirdim.” Tezakir-s35 
          Anadolu'nun işgaline karşı başlatılan milli mücadelede Yeşil Ordu efsanesinden bahsedilmektedir. Konuyla ilgili olarak Necip Hablemitoğlu'nun “Milli Mücadelede Yeşil Ordu” kitabındaki tespiti ilginçtir;
         “Sivas gizli Sykes-Picot Antlaşmasını imzalayan George Picot'un uğrak yeri olur. Fransız diplomat Türklerin 50.000 mevcutlu bir orduya sahip olduklarına dair yanlış bir kanaate sahiptir.”
          Mili mücadelede Yeşil Ordu efsanesinin başarılı olduğunu anlamak için Kadirli'nin kurtuluşu tarihi bir örnektir.     
          Andırın'da ilk Kuvayımilliye teşkilatını kuran Tufan Bey (Yüzbaşı Osman Nuri) ilk olarak Kadirli'nin kurtarılmasını istemiştir. Tufan Bey'in Andırın'daki ismi Hafız Bekir'dir. Hafız Bekir, arkadaşı Bekir Sıtkı Onat'la Kadirli ileri gelenlerinden Tevfik Coşkun'a bir mektup gönderir. Mektup Savrun Çayı'nın kenarında okunduktan sonra, başkalarının eline geçmemesi için yırtılıp suya atılır. Tevfik Coşkun bu mektubun içeriği hakkında daha geniş bilgi sahibi olmak için Andırın'a, Hafız Bekir'in yanına gelir. Elinde ne kadar güç olduğunu sorduğu zaman Hafız Bekir “Gücümüz milli imanımızdır. Bu büyük kudreti ateşleyip halkı ayaklandıracağız. Ve düşmanı mübarek yurdumuzdan kovacağız. Sivas'ta Yeşil Ordunun kurulmakta olduğunun düşmana duyurulmasında fayda vardır” der. Ve böylece Kadirli'de “Kuvayımilliye” teşkil edilir.
       Tufan Bey hatıralarında diyor ki; “Kadirli'den Andırın'a, hiç kimsenin gelmesi mümkün olmadığı bir zamanda Darendeli Mustafa Ağa bizim odaya misafir gelmişti. Nazarı dikkatimi celbetti. Serbest gelmesi mümkün değildi. Avdeti de tehlikeli idi. Nasıl gelebilirdi bu cesaretin sahibi olmadığı halde? İbrahim (Yaycıoğlu) Ağa'nın ailece akrabası olduğu için sırf misafirlik maksadı ile gelmiş. Andırınlı Ali Ağa (Yaycıoğlu) bu gibi işlerde sırdaşım idi. Gizlice şüphelendiğimi söyledim. 'Alim adamdır. İhtiyardır. Fenalık gelmez. Şüphe edilmez' diye tezkiye etti.
             Ali Ağa ilave etti. 'Bu adamı öyle iğfal edelim, kendinden yanlış istihbaratla havadis almak isteyenleri aldatsın.' Ali Ağa ile acele bir mektup tertip ettik. Bu mektup güya Geben'e bu akşam ordu ile gelen milli kumandandan Andırın'da Hafız Bekir'e gönderiliyordu.”
    Yeşil Ordu Kumandanı Tufan Paşa tarafından Hafız Bekir'e gönderilen mektup şöyledir;
             “Osman Tufan Paşa'dan Hafız Bekir'e!
             Bu akşam kumanda etmekte olduğum 40.000 kişilik Yeşil Ordu'mla bin bir müşkülata katlanarak Meryemçil belini aştım. Topları Meryemçil belinden aşırmak çok zor oldu. Geben ovasına indim. Burası çok soğuktur. Birkaç gün dinlenmek mecburiyetindeyim. Soğuktan sular dondu. Değirmenler çalışmıyor. Bin çuval un, bin çadır kazığı ve bin giyim mal temin ediniz. Bir hafta içinde Andırın ovasına inmiş olacağım. Mektup gizli tutulmalıdır. Kim ifşa ederse cezası idamdır. İmza: Osman Tufan Paşa” 
           Tufan Bey Köy odasına tekrar döner. Ali Ağa bu mektubu, üstü başı kar içinde Geben'den gelen bir köylü ile köy odasında misafirlerle oturan Hafız Bekir'e verir. Kendi kendine yazdığı mektubu okuyormuş gibi yapan Tufan Bey 'Şu mektubu ver bende okuyayım' diyen Ali Ağa'ya vermeyince Ali Ağa mektubu çekip alır. Tufan Bey mahsus gücenmiş gibi yapsa da Ali Ağa mektubu sessizce okumaya başlar. Köyün ve muhitin en muteber adamı olan İbrahim Ağa sinirlenip mektubu Ali Ağa'nın elinden alır. İbrahim Ağa mektupta saklanacak bir şey olmadığını, bu ihtiyaçları kendisinin bir hafta içinde karşılayacağını söyler. Türk ordusunun gelmekte olduğuna herkes sevinir. Darendeli Mustafa ağa; “İşte benim de öğrenmek istediklerim bunlardı. Kadirli Müftüsü Osman Nuri Efendi beni kuvvetimizi öğrenmek ve ne yapmak lazım geldiğini bilmek için gönderdi” der. 
           Ali Ağa ve Hafız Bekir, Darendeli Mustafa'yı burada öğrendiklerini kimseye söylememesini, hele de Fransızlar duyarsa kendisinin idam edileceğini belirtir. 
         Ertesi gün Kadirli'ye giden Darendeli Mustafa'dan durumu öğrenen Fransızlar telaş içindedir.
         Tahta, Nürfet, Hamam, Bahadırlı gibi Fransız karakollarının karşılarındaki köylerde davullar çaldırılır. Geceleri ateş yaktırılır. “Hangi orduymuş bu gelecek olan?” diye sorana “Hangi ordu olacak, Maraş'ı zapt eden Türk ordusu?” denilir. “Osman Tufan Paşa'nın karargâhı nerde?” diye sorana da “Düldül dağında” diye cevap verilir.
           Dedikodu halkın kulağına hoş gelir. Yakılan ateşler, çalınan davullar Osman Tufan Paşa'nın ordusunun gelmekte olduğunu müjdelemek içindir.           
           Öyle etkili propaganda yapılır ki ordunun gelmekte olduğunu herkes kabul etmektedir.
           Yeşil Ordu'nun gelmekte olduğunu duyan Kadirli'deki Fransız askeri Kaymakam Üsteğmen Suby, Kozan'da Tayyard'a bildirir. Tayyard da aynı bilgiyi Adana'da askeri Vali Bremond'a iletir. Vali Bremond durumun tetkiki için Ermeni Tomukyan Çavuşu görevlendirir. Sınır karakollarını gezen, birçok kimselerle görüşen Tomukyan, Yeşil Ordu'nun gelmekte olduğuna, vaziyetin vahim olduğuna dair Albay Bremond'a rapor verir.
         Tufan Bey'in Yeşil Ordu efsanesi ve yüksek dehası sayesinde Fransızlar 7 Mart 1920 günü Kadirli'yi terk eder. Bir kurşun atılmadan kurtarılan Kadirli'ye Tufan Paşa 27 Mart 1920 günü girer.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.