“Yazmak!..”
Bu söz, hep bahçıvanı hatırlatmıştır, bana.
Bilgisi, sabrı, çalışmasıyla..
Bilgisiz bahçıvan, çalılar arasına dalmış keçi gibidir; kırar, çiğner, kemirerek yer.
Sonuç, mutlak zarardır.
Sabırsızlık, bahçıvanı güllerin katili yapar.
Dikkatsiz, kaba, zamansız vurulan makas; bahçesine, bahçede salınan fidana, gülümseyen güle ölüm getirir.
Tembellik!..
Gülistanı yabanileştirir, ot ve pıtrak tarlasına çevirir.
Bahçıvan?..
Adıyla kalır.
Fidanlar, güller, çiçekler mekânı terk eder.
Yalnızlık, kaderi olur bahçıvanın.. 

***
Yazmak!..
Bahçıvanın dünyası olan bahçeyi, bahçenin toprağını hatırlatır.
Toprağı verimsiz bir bahçıvanın çaresizliğini..
O bahçıvan ki, diktiği fidanı, sevgisiyle yudum yudum suladığı gülü savunmasız, korumasız bir mekânda acınası haldedir.
Her gün özenle bakıp suladığı, toprağını kabarttığı çiçeğin..
Adına şiirler yazıp şarkılar bestelediği gülün..
Yorgun başını yasladığı fidanın, başıboş bir keçi tarafından talan edilmesi kahreder bahçıvanı.
Etrafı çitsiz, korumasız bir mekân gülistan olur mu?
Pisliğin, zehrin, atığın kirletip çürüttüğü yer, bahçıvana mekân olur mu? Hayır!

***
Yazmak!..
Bahçıvanı bahçıvan yapan;
Bahçıvanın sevgisiyle yoğurup hamur yaptığı ve sonra da gülistana çevirdiği toprağı, toprağın yapısını hatırlatır bana.
Toprak, gül bahçesi olacaktır.
Toprak, fidanlık olacaktır.
Dinlenmiş, kazılıp havalandırılmış, gübre ile beslenmiş olmalıdır, toprak.
Olmalıdır ki; bahçıvan, bahçıvanlık yapabilsin.

***
Yazmak!..
İmansız aklın şaşkınlığa düştüğü..
Şaşkınlığın ağaç gövdesine girmiş kurt gibi zihinleri, gönülleri kemirdiği bu zamanda..
İkiyüzlülüğün şaşkın akıllara rehberlik yaptığı..
Yalanın putlaştırıldığı, nefsin açlaşıp ruhları sindirdiği, mazlum kanına bandığı bu çağda…
Kardeşin kardeşe, aşıkın maşuka, dostun dostuna gönül kapısını kapatıp; çıkar, itibar, şan, şöhret, şehvet ve her türlü istismar kapısını ardına kadar açtığı bu belirsizlik âleminde yazmak.

***
Yazmak!..
Bir ateş çemberinin önce ruhlarımızı sonra bedenimizi sardığı, yalan ve iftira furyasıyla inşa edilmiş “korku” dünyasında sindirdiği nefislerin kör, kaba ve zalim direncine karşı inatla yazmak..
Bu ortamdan kaçanların gizlendikleri izbelerde gerçeğin ışığının her yansımasında korku ile göz oğuştururken; üçkâğıtçıların, dalaveracı, sahtekar ve yalancıların, yalaka, yağcı ve palavracıların, çakalların ve sırtlanların sistem çarkına yapışıp sıvandığı, harama bandığı bir ortamda..
Çalıların tepesinden tutulup sürüklendiği, ortalığın toz duman içinde kaldığı, namussuz hergelelerin namusluluk taslayıp öğündüğü, utanmazlığın ve pervasızlığın erdem sayıldığı “soğuk bir iklimde” yazmak.
Kur'anî anlamda “müslümanım” demenin, mübah çerçevesinde “Türk'üm” diyebilmenin azınlık psikolojisine dönüştürüldüğü;
Rejimin ve sistemin “bir avuç azınlığın” sistemi ve hakkı zannedildiği zalim ve kahredici bir zamanda yazmak!..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.