Günümüzde dünya da olduğu gibi ülkemizde de sosyal devlet anlayışı içerisinde özürlü vatandaşların, sosyal hayatların da iyileştirmelerin yapılarak, o­nların topluma entegrasyonlarının sağlanması gerçekleştirilmelidir. Dezavantajlı grupların durumları, Devlet politikası olarak ele alınarak politikalar üretilmelidir. Siyasi partilerin ve bazı siyasi partilere angaje olan derneklerin eline bırakıldığında bu grupları toplumdan dışlayarak, sürekli istismarlarının yapılmasına sebep oluruz. Özürlü bireylere ayrı yaşam merkezlerinin oluşturulmasından ziyade özellikle belediyeler tarafından, özürlü olmayan bireylerle bir arada yaşayabilecek alanların, sayılarının artırılması lazımdır. Aşağıya maddeler halinde çıkarttığım düşüncelerin tamamı siyasi polemikten uzak sosyologların ve derneklerin, dezavantajlı vatandaşların toplum içeresindeki sosyal statülerini belirleyen ortak görüşlerdir.

 Bu anlamda var olan veya yeni oluşturulacak fiziksel çevre koşullarının özürlü bireyler için erişebilir hale getirilmesi
 Ayrımcılık koruma mekanizmasının genişlemesi için özürlülük tanımını işlev ve yapı farklılıkları da dahil edilmelidir.
 Özürlü bireyin istihdam imkânlarının arttırılması ve özürlü birey çalışmalarının bir zorunluluk değil, tüm bireyler gibi eş faydaya sahip oldukları fikirleri işveren ve kamu kurum ve kuruluşları tarafından kabul edilmesi
 İş-Kur tarafından ve Devlet Personel Müdürlüğü tarafından özürlü çalışanlara yönelik olarak işveren ve kamu kurumlarındaki yöneticilerin tutumlarının olumlu yönde geliştirmek için seminer, personel ve çalışma grupları oluşturulmalıdır.
 Makul uyumlaştırmayı somut hale getirmek için örnek modeller ve başarılı Avrupa Birliği devletlerinin uygulamaları dikkate alınmalıdır.
 Uygun ve gerekli makul uyumlaştırma tedbirlerinin işverenlere ve Kamu Kurumlarınca yerine getirilmesi için, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, KOSGEB ve Özürlüler İdaresi Bakanlığınca teknik ve uzman personel desteğinin, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatınca ise mali ve hukuksal desteğin sağlanması için çalışmalar yapılması
 Makul uyumlaştırma konusunda gerekli düzenlemeleri yapmayan öncelikle Kamu Kurum ve Kuruluşlarına uygulanması ve özel iş gücü piyasasındaki işverenlere işe zaman sınırının konulması ve bunun İş-Kur tarafından desteklenmesi
 İş hayatında ve diğer alanlarda özürlü bireylerin ayrımcılık iddialarının araştırılması ve izlenmesinden sorumlu olan eşitlik kurumunun oluşturulması
 Tüm dezavantajlı kesimleri içerecek eşitlik kurumunun, diğer kamu kurumları esasındaki koordinasyon gücünün yüksek ve fırsat eşitliği konusunda kamuoyunu yönlendirici niteliğe sahip olması gerekmektedir.
 Özürlü bireyin istihdam edilmesi sırasında önlerine çıkan en büyük engellerden olan “ işin gereklilikleri” esasının, özürlü bireylerin lehine olacak şekilde yorumlanması için hukuksal ve idari düzende bir içtihattın oluşturulması ve bu konuda ilgili kurumların alacakları kararlarda paralellik göstermesi
 Özürlü istihdam zorunluluğunu yerine getirmeyen Kamu Kurum ve Kuruluşlarına yaptırımın ön görülmesi ve Eşitlik Kurumunun bu konuda görevli olması
 Devlet Memurları Kanunu ve İş Kanununda yer alan ve özürlü bireylerin fırsat eşitliğini engelleyen hukuksal boşlukların yeniden düzenlenmesi için Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Personel Dairesi Başkanlığı, Başbakanlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının yer alacağı komisyonda Avrupa Birliği Kriterleri çerçevesinde gerekli düzenlemelerin yapılması
 İdari ve Ceza Hâkimlerinin, özürlü bireylerin fırsat eşitliği konusunda Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde özürlü ayrımcılığı ile mücadele konusunda alınan tedbirlerin ne olduğuna yönelik eğitim ve seminerlere tabii tutulması
 Özürlü kişilere hizmet sunan her alandaki personelin özürlü kişilerin hakları konusunda eğitimden geçirilmesi
 Meslek eğitiminden ve mesleğe girme imkânından mahrum bırakılmasını ön gören düzenlemelerin Milli Eğitim Bakanlığı müfredatından çıkarılması ve yeniden düzenlenmesi
 Medyanın bu konuda dikkatinin çekilmesi ve özürlü bireylerin fırsat eşitliği prensibinin toplumda yerleşmesini sağlama adına, medya yöneticilerinin ve editörlerinin bu konuda bilinçlendirilmesi
 Özürlü bireylere verilecek sağlık kurulu raporlarının değerlendirilmesinde, sağlık personeli, İşçi Sendikaları ve Meslek Örgütü temsilcilerinden oluşacak bir kurulun her bireyi ve her iş pozisyonunu gözeterek değerlendirilmesini ön gören bir yönetimin benimsenmesi
 Bilimsel araştırmalara ışık tutacak ve sosyal modelin yerleşmesine yardımcı olacak ayrımcılıkla ilgili istatiksel veriler ve bilgi portföyünün oluşturulması
 Avrupa Birliği kaynaklı konuya dair fonların etkili kullanımlarının sağlanması
 Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına ilişkin sözleşmesinin ayrımcılıkla mücadele konusunda öngördüğü pozitif tedbirlerin ve yükümlülüklerinin ilgili kurumlar ve Sivil Toplum Örgütlerince vurgulanması ve karar alıcıların bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi konusunda teşvik edilmelidir.
 Avrupa Birliği üye devletlerinde olduğu gibi ayrımcılıkla mücadele mekanizmasının daha iyi gelişmesini sağlayan ve eşitlik kurumunun kurulmasını öngören Ayrımcılıkla Mücadele kanununun çıkarılması lazımdır. 

Bu maddeler göz önüne alınarak, dezavantajlı gurupların, sorunlarına eğildiğimizde o­nları toplumdan dışlamadan, kimlik kazandırarak, Topluma entegrasyonlarını sağlamış oluruz. Sosyal devlet anlayışı ve yüce dinimiz İslamiyet'inde Müslümanlara yüklediği sorumluluğunu da yerine getirmenin hazzını duyarız.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner16