“Söz dizerdin sazın ince teline,
Dokunmazdın haram elin gülüne,
Sen de geldin kem kişiler diline,
Uçtun cennetine Âşık İmâmî.”


Âşık İmâmî’yi çocukluğumdan bu yana tanırım. Onun ağıtları, ilahileri, uzun havaları ile büyüdüm. Onunla ilk defa 2003 ya da 2004 yılında Konya Âşıklar Bayramı’nda sohbet etme imkânım oldu. 2006 yılında da Osmaniye’de düzenlenen Âşık Feymânî Şenlikleri’nde diğer âşıklarla birlikte aynı fotoğraf karesinde yer almıştık. Ne yazık ki, hepsi geride kaldı. Hepsi tatlı birer hatıra olarak yalanlar âlemine katıldı. Çukurova’nın medar-ı iftiharı, ağıtların babası, yaralı gönüllerimizin ilacı Âşık İmâmîne yazık ki 28 Şubat 2012 tarihinde geçirdiği bir bunalım sonucu Adana’nın Sarıçam ilçesinde hayatına son verdi. Cenazesi, ertesi gün doğup büyüdüğü Bağtepe köyünde toprağa verildi.

Atalarının soyadı Bozdemir olan Ahmet Demir, nüfus kayıtlarına göre 8 Haziran 1954 tarihinde Adana’nın Kozan ilçesine bağlı Bağtepe köyünde dünyaya geldi.  İmâmî’ye göre ise gerçek doğum yılı 1955’tir. Daha sonra soyadını mahkeme kararıyla Âşık İmâmî yaptırmıştır. Aramızdan ayrıldığında ise onun tam adı; Ahmet Âşık İmâmî idi.

Âşık Ahmet Demir, 11 yıl imamlık ve Kur'an kursu öğretmenliği yaptı. “İmâmî” mahlâsı da buradan gelmektedir. Karaca Oğlan, Dadaloğlu geleneğiyle yetişen İmamî, 16 yaşlarında iken âşık olduğu bir kıza şiir yazarak türkü söylemeye başlar. Çukurova’nın yetiştirdiği âşıklardan Halil Karabulut’un şiir dünyasından derinden etkilenen Âşık İmamî’nin yetişmesinde Feymânî, Garip Hacı, Reyhanî gibi âşıkların da önemli payı vardır.

Av. Tufan Kurt’un söylediği gibi Âşık İmâmî“sazın ince teline söz dizerdi”,  bir başka vururdu sazın perdelerine.  Sözün ve sazın ustası, âşık toplantılarının vazgeçilmez aşığı idi. Güreşlerde cazgırlık yapar, geçimini âşıklık yaparak sağlardı. Katıldığı âşık toplantılarında ağırlığını hissettirir, kimse ona aşık atamazdı. Çünkü o âşıklık sanatının birçok dalında kendisini ispatlamış, irticalen şiir söyleyebilen güçlü bir âşıktı.   “Âşıkların Babası” Feyzi Halıcı tarafından 1990 yılında Konya Âşıklar Bayramı’nda “Usta Âşık” ilan edilen “Feyzi Baba”dan ruhsat alan bir babayiğitti. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde düzenlenen yarışmalarda ödüller kazanan, birçok albüm hazırlayan Âşık İmâmî Çukurova Âşıklık geleneğinde 20. yüzyılın ikinci yarısı ile 21. yüzyılın ilk çeyreğine mührünü vurmuş, Çukurova’nın bereketli topraklarında yetişen güçlü bir âşıktı. Âşık İmâmî 1995 yılında “TBMM’nin 75. Kuruluş Yıl Dönümü” dolayısıyla düzenlenen yarışmaya “Alevî de Benim Sünnî de Benim” adlı şiiriyle katılır ve birincilik ödülü alır.

“Cümlemiz Âdem’in evlâdı ise
Alevî de benim Sünnî de benim
Ali Muhammed’in damadı ise
Alevî de benim Sünnî de benim”


Âşık İmâmî ağıtların babasıydı. Sarıkamış Ağıtı, Meyrik’in Ağıtı, Avşar Ali’nin Ağıtı, Gömlek Ağıtı söylediği ve Türk halk kültürüne kazandırdığı ağıtlardan sadece bir kaçıdır.

“Sarıkamış Altınbulak    
Soğanlı’yı biz ne bilek   
Bizim uşak gökçek gezer    
         

Ağca zıbın gara yelek” diye başlayan Sarıkamış Ağıtını babaannesi Kara Zala’danderleyip bizlere hediye eden de o idi. Sarıkamış Ağıtını Musa Eroğlu da söyledi ama Âşık İmâmî bir başka söylüyordu. Çünkü Âşık İmâmî bu ağıtı babaannesi Kara Zala’dan dinlerken onun içine akıttığı gözyaşlarına şahit olmuştu. İşte bu yüzden Sarıkamış Ağıtını yanık yanık söylüyor, söyledikçe kendinden geçiyordu. Ağıtçılık onun geninde vardı. Annesi Körün gızı Koca Anşa onun ilk ustası idi.  İmâmî, Avşar ağıtlarını ağıtçı Koca Anşa’dan henüz ana rahmindeyken dinlemeye başlamıştı.Kendisinin ifade ettiğine göre anasının söylediği ninniler bile ağıt gibiydi.

Sarıçam İlçesi Müftüsü Murat Demir’in cenaze namazını kıldırmadan önce komşunun önemine dair söyledikleri ise oldukça manidardı:“Kardeşinizi yakından tanırdım. Bana da çok sık uğrardı. Evime misafir olurdu. Ben de onun evine giderdim. Allah, komşu hakkı, komşu hakkı, komşu hakkı diyor… Bu komşu kaç kişidir diye buyurdu ki, bu istikamette 40, sağınızdan 40, solunuzdan 40, arkanızdan 40. Yani 160 aile komşumuzdur. 160 aile bu insana derdini sorsaydı, halini sorsaydı bunlar olmazdı. Buna benzer çok acı olaylar oluyor. Değer mi peki? Hani komşuluk? Böyle komşuluk olmaz efendim. Onun için birbirimize canı gönülden sahip çıkalım. …Âşık İmâmî de bana çok sıkıntısı olduğunu söyledi. Şahsım olarak yardımcı oldum. Ama iki üç gün önce daireye uğrayarak ‘içime artık virüs işledi’ dedi. Demek ki kendi kendine çok bunalımdaymış, meselesi de çok büyük değildi. Ama dediğim gibi maalesef ve maalesef komşuluğumuz dilde kalıyor. Bunun bu manada sorumlusu tüm komşular olarak hepimiziz.”

Kılınan cenaze namazının ardından ebedî istirahatgâhına yolcu edilen Âşık İmâmî,Bağtepe köyü mezarlığında toprağa verildi.İmâmî’nin ölümünden insan olarak hepimiz sorumluyuz.Onsuz geçen 1 yılda acaba kaçımız bu konuda kendisini hesaba çekti?İmâmî’siz geçen 1 yıl sanki bir asır gibi geldi bana. Onsuzluğa alışamadım, bundan sonra da alışamayacağım.  Allah, mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Hakkını helal et sözün ve sazın ustası Âşık İmâmî.

 

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30