Sigarayı sözlükler, “İnce kâğıda, kıyılmış tütün sarılarak hazırlanan, silindir biçiminde, ağızdan dumanı çekilen nesne” olarak tanımlar. Bu nesneye alışmış olan kişiye ise “tiryaki” denir. Batı dünyasında yaklaşık on asırlık bir geçmişi bulunan tütün ve sigara, XV. asırdan itibaren İslam dünyasında da görülmeye başlar.  XVII. asrın başlarında ise Osmanlı Devleti'nde ilk tütün ekimi yapılmıştır. Bileşiminde nikotin ve 4 bine yakın zehirli maddeyi barındıran tütünden yapılan sigara, zamanla insan vücudunda bağımlılık (tiryakilik) meydana getirmekte ve kurtulunması giderek güçleşen bir alışkanlık halini almaktadır. Ağız, boğaz ve üst solunum yolları tahribatı, mide ve kalp hastalıkları, damar tıkanıklığı ve sinirlerde fonksiyon bozukluklarına yol açan sigaranın kanserle de yakın ilgisi olduğu bilinmektedir. Sigaranın zararları olur da faydaları(!) hiç olmaz mı? Elbette sigaranın zararlarının yanında faydaları da saymakla bitmez. İşte size her fırsatta o kadar kötülenen sigaranın faydaları(!):
* Sigara içeni köpek ısırmaz; çünkü yanında baston taşır.
*Evine hırsız girmez; çünkü sabahlara kadar öksürür.
*Üzerine sinek konmaz; çünkü buram buram nikotin kokar.
*Fazla yorulmaz; çünkü yorulunca tıkanacağını bilir.
*Yürümek için zorlanmaz; çünkü tekerlekli iskemlede gezdirilir.
*İhtiyarlamaz; çünkü genç yaşlarda sevdiklerine kavuşur.
*Yüzlerine renk gelir; çünkü dişleri ve bıyıkları sapsarı olur.
* Vücutları bir kuş gibi hafifler; çünkü ileri dönemdeki dolaşım bozukluğundan ötürü önce parmakları, sonra da el ve ayakları kesilir. 
Sigaranın faydalarını(!)  bu kadarla sınırlayarak biraz da tiryakilerden bahsedelim. Efendim, sigara tiryakileri o kadar çoktur ki saymakla bitmez. Sigara insanoğluna adeta kene gibi yapışmıştır. Hâl böyle olunca da sigarasını yakan tiryakinin sigarasından çıkan dumanın yolda yolakta, otobüs duraklarında, kaldırımda yürürken, evinizin balkonunda oturmuş tavşankanı bir bardak çayınızı yudumlarken vs. size eşlik etmesi an meselesidir. Bu eşlikten hoşnut olmasanız da zoraki bir beraberlik sürdürürsünüz. Sigara tiryakilerinden dolayı şu üç günlük dünyada gıdım kadar olan rahatınızdan da olursunuz. İşte bu sigara tiryakilerine 19. yüzyıl saz şairlerimizden Ruhsatî dillere destan bir destan söyler. Adı mı?  Tiryaki Destanı. 9 kıtadan oluşan destanda Âşık Ruhsatî şöyle der:
“Bir destan söylesem tiryakilere,
Acep tiryakiler darılır m'ola ?
Kızıl üzüm olsa koysam beline,
Gözü tabakadan ayrılır m'ola ?
Tiryaki tütünü gayet pek sever.
Birini sarmadan birini eğer.
Tütün tükenince karıyı döğer.
Erkeğim diye de kurulur m'ola ?
Güzel paranızı vermen tütüne.
Yazık ömrünüze bütün bütüne.
Düşünün bir kere ondan kötü ne.
Bu kötüyle kabre girilir m'ola ?
Kalın kâğıt kaba verir dumanı.
Öksürük gelince vermez amanı.
İmiği saz çalar döşü kemani.
Otuz iki makam çalınır m'ola ?
Tiryakiler durmuş ederler merak.
Hele birer daha cigara sarak.
Çoluk çocuk çıplak kendi dal....k.
Bununla maksada erilir m'ola ?
RUHSATÎ'yim sözüm haklı değil mi ?
Bu destan tiryaki aklı değil mi ?
Şimdi kaçak tütün saklı değil mi ?
Kesede bir tutam bulunur m'ola ?”
Âşık Ruhsatî tiryakileri böyle hicvederken nice ocaklara ateş düşürüp ocaklar söndüren, kişiyi eşinden, dostundan, sevdiğinden ve sağlığından eden, borç batağına saplayan, hakların ihlâline yol açan bu tütün ve tütün mamullerinin dinî hükmü için din âlimlerimiz ne demektedir acaba? İsterseniz bir de din âlimlerimizin bu konudaki fetvasına değinelim. Din âlimlerimiz bu konuda şunları söylüyorlar:
“Hem içene hem de o ortamda bulunan şahıslara ve çevreye verdiği zararlar, israf ve hakların ihlâline yol açabileceğinin kuvvetle muhtemel olması dikkate alınarak, sigara içmenin kural olarak dinen “harama yakın mekruh” sayılması gerekir. Ancak bedene verdiği zarar ilmen ve tıbben açıklık ve kesinlik kazanmışsa, açık bir israfa ve kişinin nafaka yükümlülüğünü etkileyip aile fertlerinin ve bakmakla yükümlü bulunduğu kimselerin nafakasını kısmasına yol açıyorsa, zorunlu harcamalardan ve aslî ihtiyaçlarından bile fedakârlık yapmaya zorluyorsa, o takdirde sigara içmenin dinen de “haram” olduğu söylenebilir.”(*)
Din âlimlerimiz sigaranın öncelikle kural olarak “harama yakın mekruh” olduğunu söylemektedirler. Ardından bedene verdiği zararın ilmen ve tıbben açık olması, israf ve kişinin nafaka yükümlülüğünü etkilemesi ve kişinin harcamalarından fedakârlık yapmasına neden oluyorsa sigaranın dinen “haram” olduğu yönünde hüküm vermektedirler.
Tıp dünyasınca sigaranın insan vücuduna verdiği zararlar alenen ortadadır. Tiryakinin kendinden ve çoluk çocuğunun nafakasından kestiği, hatta aslî ve zarurî ihtiyaçlarına ayırdığı paranın büyük bir kısmını sigaraya yatırdığı apaçık ortada iken dinen de “haram” sayılan sigarayı hangi tiryaki içmeye devam edecek acaba? 
Ülkemizde her yıl 115 bin kişinin sigaradan kaynaklı sağlık sorunlarından öldüğü, sigara ve sigaranın yol açtığı hastalıklar için her yıl 20 milyon Türk Lirasının havaya savrulduğu bilinen bir gerçektir. Halk arasında söylenen “Parasını el alır, dumanını yel alır” sözü de bu gerçeği ve sigaranın israf olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hayata erken veda etmek ve hem bu dünyanızı hem ahiretinizi karartmak istiyorsanız dinen de “HARAM” olan sigarayı içmeye devam ediniz.
 Aydınlık dünyamızı sigarayla karartmamak için “Sigaraya Hayır!.. Dumansız hava sahasına Evet!” diyenlere ne mutlu! Sigarasız ve dumansız bir yaşam dileğiyle…
(*) İlmihal II İslâm ve Toplum, Heyet, 17. Baskı, Şubat 2011, Ankara, TDVY, s. 68. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.