RÖPORTAJ:
banner17
İMRALI SÜRECİ ARAP BAHARI'NIN TÜRKİYE'DEKİ SİYASAL DİLİDİR
    Bugün Türkiye'de kış ortasında oluşturulmaya çalışılan bahar havası, ülkenin kendi ikliminin değil; komşularında oluşturulan yapay iklim değişikliğinin bir uzantısıdır. Batı emperyalizmi, kendi çıkarları doğrultusunda uygulamaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesini adım adım ilerletmektedir. Bu maksatla kimi ülkelerde dışarıdan ekonomik ve askeri müdahale yoluyla, bir kısmında ise iç savaş çıkartarak demokrasi etiketi altında Batı'nın açık pazarı haline getirme projesi ilerletilmektedir. Bu projenin uygulama sahasına bakıldığında çok büyük oranda Türkiye Cumhuriyetinin doğal hinterlandı olduğu görülecektir.
Osmanlı Devletinin dağılma sürecinden itibaren Ortadoğu coğrafyasında kan akmaya başlamış ve sürekli devletlerin sınırları yapay olarak değiştirilmiştir. Büyük Ortadoğu Projesi başlığı, bu sürecin bugün için konulan adı ve eylem planıdır. Türkiye Cumhuriyeti bu dönüştürme ve yeniden dizayn etme planlarının tarihsel, coğrafi, etnik, ekonomik ve kültürel anlamda bir parçası konumundadır. Bu plan dahilinde her ülkeye kendine özgü müdahale yöntemleri uygulanırken Türkiye için de tarihi bir rüyaya dalmış olan kendi hükümeti aracılığıyla etnik temelli ayrışmanın temelleri atılmaktadır. Terör örgütü ve başındaki cani, Türkiye'nin demokratikleşmesine katkı sağlayacağı zannıyla her anlamda ihya edilmektedir. Ancak her ne hikmetse bu ihya etme süreci, Arap baharının yaprakları Türkiye'nin sınırlarına bomba olarak yağmaya başladığı döneme denk gelmiştir. Batı emperyalizminin bölgedeki eylem planlarının uygulayıcısı olan mevcut hükümet, komşularıyla ilgili olan misyonunu adeta yerine getirirken bir yandan da bu bahara kendi eliyle Türkiye Cumhuriyeti üniter devletinin köklerinden ve devlet geleneklerinden sarsarak dahil etmiştir. Türklüğün Marmara Denizindeki mührü olan (Emir Ali) İmralı Adası, yapı söküm baharının resmi olarak Türkiye'ye giriş gümrüğüne dönüştürülmüştür.

Herkesin mâlumudur ki ABD tarafından ortaya konulan Büyük Ortadoğu projesinin Türkiye ile ilgili planlaması Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kurulacak yeni bir Kürt devletidir. Ortadoğu'daki güçlü devletlerin ortasında (İran, Irak, Suriye ve Türkiye) kurulması planlanan bu kukla devletin, ABD ve İsrail'e sağlayacağı faydalar sebebiyle Müslüman bölgelere sözde demokrasi getireceği iddia edilen Büyük Ortadoğu Projesi içinde yer alması tesadüf değildir. Çeşitli örgüt isimleriyle ve fikir akımlarıyla bölgede oluşturulmaya çalışılan bu kuklanın, onu yönetene ve elde edene Ortadoğu'nun da anahtarını vereceği aşikârdır. Bu sebepledir ki 1. Dünya Savaşında İngilizler, 2. Dünya Savaşında Sovyetler ve günümüzde ise Amerikalılar bölgede bir Kürt-Ermeni devletinin taraftarı olmuşlardır. Her devrin süper gücünün aynı doğrultuda hareket etmesi, Ortadoğu'yu arzulamalarından ve bölgenin önemini fark etmelerinden ileri gelmektedir.
Sözde demokrasi akımları ile silahsız şekilde fethedilen ve hükümetleri değişen Arap devletleri, bahar görünümlü bir serap ile onları yönetmek isteyen güçlerin ellerinde kukla olmuşlardır. Kukla olmayı istemeyecek olsalar bile aldıkları silahlar ve maddi destekler onları kukla konumuna zaten düşürecektir. Dolayısıyla, bölgede Büyük Ortadoğu projesini hayata geçirebilme noktasında Türkiye, tam anlamıyla sürecin orta yerindedir.
Türkiye'de sözde İslamcılık ile ön plana çıkıp, demokratik açılımla niyetini belli eden ve Büyük Ortadoğu projesine doğrudan destek veren bir güç söz konusudur. İmralı ile yapılan görüşmeler de sessizden işleyen bu gizli sürecin kanıtıdır. Türk milleti bu gizli sürecin farkına varamaz ve gidişata dur diyemezse; Osmanlının parçalanma sürecine fiziki anlamda da dahil olmuş olacaktır.
Mevcut, iktidar bu konuda o kadar gönüllü ve işgüzardır ki; iktidarın son iki dönemindeki enerjisi azami oranda terörle müzakere sürecine ayrılmıştır. Bu süreçte gizli veya açık Oslo, Habur, İmralı gibi Türk siyaset tarihinde leke olarak kalacak olaylar yaşanmış, görüşmeler gerçekleşmiştir. Süreç dış siyasette Arap Baharının rüzgârlarına yelken açarak, iç siyasette de ısrarla terörü meşrulaştırmanın yolları aranarak geçirilmiştir. Gelinen noktada büyük bir tezat karşımızdadır: Bir yandan savaşa hazırız söylemi, diğer yandan da barışın güvercini olma arzusu. Öncelikle barış için husumetin, küslüğün, kavganın, savaşın olması gerekir. Etnisite vurgusuyla hareket edip milleti oluşturan unsurları ayrıştırarak ve ötekileştirerek huzuru değil, sinir sistemi bozulmuş insan topluluklarını buluruz. Türkiye'de kurucu iradenin ortaya çıkardığı tabloda dinî ve etnik temelli ayrışmalara yer bırakılmamıştır. Sonraki süreçlerde zaman zaman iç ve dış kaynaklı kaşımalarla çeşitli olaylar vuku bulsa da gelinen noktada iç içe yaşamakta, paylaşılan ortak değerler nesillere aktarılmakta, aynı sofraya bağdaş kurulmaktadır. Dolayısıyla terör örgütünün çözmek istediği kendi varlığının sürekliliğini sağlamaktır, Bu gerçeğin farkında olmak ve onu haykıra bilmek için icazetsiz,bağımsız ve yüzde yüz yerli ve milli bir siyasetçi olmak gerekir ki onu da bugünler de Türk Milleti çok açık bir biçimde görmektedir kanaatindeyiz.

Başımıza örülmek istenen sürecin farkında olan MHP Lideri Devlet Bahçeli her fırsatta Türk Milleti'ni uyarmakta ve muhatap olduğumuz tehdidin her türlü maddi kazanımdan öte olmak ya da olmamak noktasına geldiğini hatırlatmakta. Siyaset anlayışı olarak  aydın halk ilişkisi sorumluluğunda halktan irfanı alırken ona bilgiyi ve gerçekleri götürme sorumluluğunu ortaya koymakta her Salı hakikatleri haykırmaktadır. Onun takip ettiği siyasetin Başbuğu Rahmetli Alparslan Türkeş bir konuşmasında aynen şöyle der: “sandıktan bize tek bir oy çıkmasa dahi islamdan, insaniyetçilikten, milliyetçilikten asla vazgeçmeyiz. Biz kuru bir politikacı değil Kutlu bir davanın takipçisiyiz” bu anlayış halkı küçümsemek değil onu aldatıp ve kandıranların maskesini düşürmektir.Salı grup konuşmasında Bahçeli'nin uyarılarına demek ki halk sizi anlamıyor bizi anlıyor manasında cevap veren başbakan Türk Milliyetçilerinin misyonunu idrak edememektedir. Bahçeli'nin uyarı niteliğindeki bu yaklaşımı insanlarımızın nefis muhasebesi yapmasına katkıda bulunmak içindir ve anlaması gerekenler de bu mesajdan nasiplenmiştir. İçinden geçtiğimiz süreçte Devlet Bahçeli'liderliğindeki Türk Milliyetçiliği'nin stratejik aklı çok yakından takip edilip etrafımıza çok iyi anlatılmalıdır.Bu kapsamda www.mhp.org.tr  ve www.etikhaber.com  www.ortadogugazetesi.net adreslerinden bu bağlamda yapılan basın açıklamalarına ve TBMM grup konuşmalarına erişilebileceğini hatırlatarak bu süreçte okuduklarımızı etrafımıza anlatma sorumluluğumuzun önemli bir görev olduğunu da unutmamamız gereklidir.
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Kent Konseyi’nden 14 proje
OSMANİYE Kent Konseyi Genel Sekreteri emekli öğretmen 58 yaşındaki Hayrettin Aslan, İlin Sosyal, Kültürel,...

Haberi Oku