Tarihi sürecinde gerek ticarette gerekse günlük hayatın devamında paranın önem ve değeri yadsınamayacak kadar büyüktür. Toplum halinde yaşayan fertlerin, hayatın herhangi bir devresinde, para ile bir şekilde münasebeti olmuştur.

Devlet kavramının oluşturulmasında, paranın ve ekonominin idamesi esas unsur olarak karşımıza çıkar. Para, amaç olarak bir oluşumun veya hizmetin yerine getirilmesinde değer biçimi olarak kullanılsa da özünde karşılık bulması için uygulanan bir sistemdir.

Değerler maddi ve manevi olarak iki kısma ayrıldığında paranın hangi değer için bir ölçü birimi olacağı da tartışmaya açıktır. Genel kanı gereğince maddi varlıklar için düşünülen paranın ölçü birimi olması kavramı, üzülerek söylemek gerekirse günümüzde manevi hayatın içeriğinde de hızla yer edinmeye başlamıştır.

Ekonomi, var olan kıt kaynakların anne karnında bile olsa her bireyin yaşaması, en uygun şartlarda hayatını devam ettirebilmesi ve sürekliliğin sağlanması adına uygulanır. Ekonominin yönetilmesi ve yönlendirilmesi, aile hayatında başlar, devlet politikalarında devam eder. Ekonomi doğru ve bilinçli yönlendirildiği ve uygulandığı durumlarda, refah ve gelişme paralel olarak gelişir. Para politikalarının hakkının verilerek yerine getirilmesi, iktisadi yaklaşımların ekonomistlerin ellerinde değer kazanması, gelişmişlikle paralel olur.

Günlük hayatta emeğin karşılığı olarak gösterilen paranın, adil ve dengeli bir şekilde dağılması da önemlidir. Emek, kişinin veya grubun hizmetin layığı ile yerine getirilmesi için verilen çabalar bütünüdür. Sermaye emeğin sadece hareketliliğini sağlar ve dinamizm katar. Ülkelerin kendi yaşantılarına uygun tespit ettikleri paranın idaresi kavramı, doğru eller, denetimli, bağımsız ve adil bir yaklaşımla hayat bulur.
Her parası olan toplumda değerli midir yoksa para her şey demek değil midir gibi sözler, laf cambazlığı ve demagojik ifadeler öte gitmez. Parası olduğu için değer kazanan, ye kürküm yeciler, hali hazırda her zaman yanımızda var olan kişilerdir. El etekleri öpülen, adam sıfatına konulan, küçük dağları ben yarattım diyenlere karşı, maalesef toplumumuzun bir çok kesiminde büyük rağbet vardır. 
Bu kişiler, para ellerinde oldukça kendilerini erişilmez ve büyük adam sıfatına koyarlar. Olgunlaşan meyveler ağırlaşır, dalları yerlere doğru yönelirken, ham olanların şartlar değişse bile burunları her zaman diktirler.
Parayla değil mi kardeşim, parasını veriyoruz ya diye düşünülen bir durumda, haliyle siz ne kadar tedbir alsanız, ne kadar kaynakların kıt ve yetersizliğinden bahsetseniz bile, o malum kişiler, yine bildiklerini okurlar. Musluklardan şarıl şarıl suları akıtırlar, elektriği ve diğer enerji kaynaklarını keyfi kullanırlar, birer kişi olarak bindikleri arabaları ile keyif içerisinde arabaları ile gezerler, israfın alasını yaparlar ama, hem kendilerine hem ailelerine hem de yaşadıkları dünyaya aslında israf ederek zarar verdiklerini düşünmezler.

Bunlar ilk akla gelen şeyler. Ya para için memleketi satanlara, insanlığın geleceği ile oynayanlara ne demelidir. Tabiat kendine yapılanları asla unutmaz. Mutlaka bir gün karşılığını verir. Eğer insanoğlu yaşadığı dünyaya ihanet ederse, dünya bunun cevabını verir. Akıl sahiplerinin düşünmesine yönelik olarak, kaynakların düzgün, etkili ve verimli kullanılması, Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz diye bizler defalarca uyarılmışız. Sormak gerekir ki kaçımız birey olarak bunlara uyuyoruz ve uymaya yönelik kişileri uyarıyoruz.

Borçlar, cari ve bütçe açıkları, satılan kaynaklarımız, kar etse bile özelleştirilme ile elimizden çıkan kuruluşlarımız, işsizlerimiz, borçları yüzünden hapse girenler, intihar edenler, aileleri dağılanlar maalesef yaşadığımız ortamın gerçekleridir. Bu borçları yine bizler ödeyeceğiz, uzaydan yaratıklar gelerek ödemeyecek. Biz ne kadar başımızı kuma gömsek bile yine de gerçekleri inkâr edemeyiz. Herkes geçicidir, hükümetler dahi. Ama kalıcı olan, hayatın devam ettiğidir. Bizler anı yaşayacağız diye geleceğimizi ipotek altına almamalıyız, alanları da poh pohlamak yerine hesap sormalıyız. Varlıkları, emanet olarak gelecek nesillerden aldığımızı unutmamalıyız.

Vergiler altında ezilmek istemiyorsak, her gün yeni bir zam haberi duymak istemiyorsak, adil ve doğru bir şekilde ekonomimizin ve değerlerimizin yürütülmesini istiyorsak, herkesin elini vicdanına koyması ve hakkını araması gerekir.

Selam ve saygılarımla. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30