Zeki ismi, son yıllarda Osmaniye'nin yerel edebiyatında şiirle karakter bulmuş isimlerden biridir.
Başka bir isim var mıdır?
Ben duymadım, hatırlamıyorum.
Ancak, olsa bile, “Zeki” isminin Osmaniye insanının hayallerine, duygularına, bakışlarına yaptığı etkiye sahip; onun gibi popüler, fonetik yapısıyla kulağa hoş gelen bir başka isim olduğunu kabul edemem.  
Hayallerini, umutlarını, heveslerini süsleyen, şekillendiren, besleyen ve hayat veren “mâşuk”u; kendisi gurbet elde iken davullu-zurnalı düğünle başkasına verilen “Zeki”nin bir tür ölüm hikâyesi, merhum Salih Sefa Yazar'ın mısralarında hayat bulur:
“...Ne söylesem az Zeki'm,
Ne söylesem az...
Sevdiğin gelin oldu:
Telli duvaklı,
Zilli zurnalı.
Uğruna can koyup sevdiğin.”
“Zeki” ismi, “Mulla Mustafa”ların “kara çocuğu” sevgili Abdülkadir Doğar'da “nostalji”dir. Abdülkadir Doğar, çocukluğunda kimlerle nasıl oyunlar oynadığını yöre ağzıyla “Zeki”ye hitaben dillendirir. Ama, teselliyi aynı coğrafya ve aynı bayrak altında yaşıyor olmada bulur, öyle noktalar mısralarını:
“...Deveyi yardan atan
Bir tutam ot misali Zeki.
Savrulduk sağa sola,
Ama yine de
Bir bayrak altında vatanım,
Onun dalgalandığı yerde yatarım.”
“Zeki” ismi, yine Aldülkadir Doğar'ın imzasıyla, sevgili Zeki Özgen'e ithafen çıkar karşımıza.
Bu “Zeki”, bakışlarını millet ve memleket ufuklarında dolaştıran bir çehreye sahip “Zeki”dir:
 “Göbekten bağlandık, sarıldık dışa,
 Kendi ilimizde el olduk Zeki.
 Arsıza, hırsıza; biz kurda, kuşa,
“Kurulu fak”larda yem olduk Zeki.

Çıkarız denildi “el elden” düze,
Defalarca kandık biz aynı söze.
“Esrik” sofrasında “içkiye meze”,
Sunulduk tabakta, “ham” olduk Zeki.

“Ayak”lar bukağlı, “baş”larım şaşık.
Uyandıkça millet, sallandı beşik.
Anayasam... şimdi hep delik deşik.
Çektikçe cefayı “zom” olduk Zeki.


Boşalttık doluyu, boş koyduk “boş”u,
Ah ile, vah ile doldurduk yaşı.
“Doru”, “Kır” yan yana, “koşu”ldu koşu,
“El”lerin atına “gem” olduk Zeki.

İs tutmuş yürekler, tutmaz badana.
Göçtü “gariban”lar “yad”a, yabana.
Moda oldu; güçlü, güçlüden yana,
Bıçaklar kemikte, “güm” olduk Zeki.


Müktesep hak oldu bizde ihanet,
Taşın altı bomboş, çekmedik zahmet.
Emeksiz, bekledik yıllarca rahmet,
Musibet gördükçe “tüm” olduk Zeki.

Görünen o ki; Osmaniye, Osmaniye olarak durdukça “Zeki” yaşamaya devam edecek.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30