Avrupa sanayi devrimini yaparken biz lalelerle uğraştık. Buhar çağının başlamasını oradan içten yanmalı motorların üretime katılmasının ve üretimin kalitesinin standartlaşmasını yattığımız yerden seyrettik.
Atatürk'ün başlattığı milli sanayi hamlesi, yöneticilerin kolaycılığa ve tembelliğe kaçması sonucu akamete uğradı aslında bu konuda söylenecek çok şey var, ama sanayi konusunda geldiğimiz nokta; üretimde genel olarak fason üretici sınıfındayız. Şimdi yerli otomobil üretimi yeniden gündeme getirildi.
AR-GE, üretim altyapısı, ileri teknoloji, ürettiğimiz sanayi ürünlerinde bunları ne kadar gerçekleştirebiliriz. Ayrıca giderleri göze aldığımızda çin gibi ucuz işgücü kaynağı bol olan ülkelerle ne kadar rekabet edebiliriz?
Ne yapacağız? Sadece yerli otomobil değil ağır sanayi, ileri teknolojik cihazlar tıbbı enstrümanların üretimini nasıl yapacağız? Uzun AR-GE dönemlerine ve yatırım maliyetlerine ne zamanımız ne de tahammülümüz var. Çinlilerin, Hintlilerin ürettiği arabayı beğenmiyoruz, tamamda bizim ürettiğimiz arabayı kim beğenip satın alacak, yaptığımız araba ne kadar zamanda banttan inecek, Pazar payı ne olacak, peki ürettiğimiz arabayı satamaz isek yapılan yatırım ne olacak. Değişim, yenilenme ve kalite arayışının ön planda olduğu zamanımızda hamasetle çıkılan yolun sonu hüsran olabilir.
   PEKİ NE YAPMALIYIZ?
    Tarım sektörü, yatırım finansmanı ve finansman geri dönüşü açısından ülkemiz için şu an en kısa gelişme yoludur. Tarım sayesinde hızlı çözümler ile hızlı kazançlar sağlanabilir. Dünyadaki en önemli tarım üretimi hububattır. Planlı üretim dahilinde rekabet edilebilir ürünler çıkardığımız zaman siyasal riskler haricinde üretilen ürün elimizde kalmaz. Aslında araştırma yaparsak sanayi sektörünün bir kısım ihtiyacın tarım üretiminden karşılandığını görürüz.
   Sanayide olduğu gibi tarım sektöründe de dışa bağımlıyız, günümüzün modası olan organik üretimde dahi dışa bağımlıyız. Kendi öz tohumlarımız yerine İsrail den tahum alıyoruz. Bunu aslında bizim yapmamız gerekiyordu; yapamaz mıyız?
   Biz ne yapıyoruz? Dışardan gıda getirerek içerdeki az olan üretimi daha tırpanlıyoruz. Köylüye net üretim bazlı destek vermekten ziyade evrak üzerinde oynanabilir rakamlar ile tembel üretim destekleri sunduk. Destekleme noktasında bakanlık personelinin tarlada ürün başında ve mevcut borsalarının alım denetimlerini artırarak net üretim üzerinde destekleme daha mantıklıdır. Geldiğimiz noktanın bir de sosyolojik boyutu vardır, bu saatten sonra insanları tarım yapmak için toprağa döndürmek çok zordur. Mevcut elde kalanlarsa katma değer üretmekten çok uzaktır. Tarımın düzelmesi için sistematik ve planlı bir şekilde en az 10 yıl çalışılması ve ciddi bir sermaye harcanması gerekir.
    Ama yinede kurtuluşumuz tarımda.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.