Neredeyse aradan üç yıl geçmiş.
2009 Yılının Şubat ayının 26'sında bu sütunda “Sıtkı Keskin'e Acil Şifalar Diliyorum” diye başlık atmışım.
Sonunda O'nu, Sıtkı Keskin Öğretmenimi dün, 2013 Yılının donuk, mat, yavan havasında, gönül burukluğu içinde uğurladık.
O, “Mü'min, ölümle uykudan uyanır” buyuran Allah Resulünün müjdesini yakalamak üzere, uyandı.
Hayal âleminden hakikat âlemine geçişini yaptı ve Yüceler yücesi, azizler azizi Allah'ın “Melekler ve ruhlar, onların (insanların) dünya yılı ile 50 bin yıl tutacak bir günde, bize tekrar rücu ederler (dönerler)” emrince ilahî yolculuğuna çıktı.
Rabbim, gani gani rahmet eylesin!
Mekânı Cennet olsun!
Muhterem eşleri, ablamız, saygıdeğer Süheyla Hanımefendi'ye ve çok sevdiği çocuklarıyla birlikte kardeşleri ve bütün arkadaş ve dostlarına taziyelerimi sunuyorum.
Başımız sağ olsun!
Devran dönüyor!
Kader, insanoğluna takdir edilmiş olan oyununu oynuyor.
Sırası gelen, hiç şaşkınlık ve sapmaya uğramadan, “ölüm ebesi” Azrail'e teslim oluyor.
Geriye, kısa bir zaman dilimi içinde unutulacak hatıralar bırakıyor.
Herkes kendi çizip oluşturduğu dünyasıyla birlikte göçüp gidiyor.
Yerini izafiliğin (göreceliliğin) dar çerçevesine hapsolmuş yeni dünyalar alıyor.

***
Kulakları çınlasın, merhumun çocukluk arkadaşı Mehmet Avşar ağabey, 1967 yılında kaleme aldığı ve Sıtkı Keskin Öğretmenime ithaf ettiği “Hemşerim” başlıklı şiirinde, sanki onun üç yıl önce geçirdiği kolon kanseri ameliyatından sonraki halini dile getirir gibi, şöyle seslenmişti:

 “Karanlık geceler uzun,
Uyunmuyor be hemşerim!
Sahte şafakla gönlümüz,
Avunmuyor be hemşerim!”

Hani kutsal emir nerde?
Gözlere çekilmiş perde.
Sekiz yönlü bunca derde,
Gülünmüyor be hemşerim!

Kurudu suda, sızakta.
Eller, ayaklar tuzakta.
Bir ışık olsun uzakta,
Görünmüyor be hemşerim!

Kırıldı ozanın sazı,
Çekildi yosmanın nazı.
Alnımızda kara yazı,
Silinmiyor be hemşerim!

Unuttuk bunca nimeti,
Dört elle çektik mihneti.
Gerçek imanın kıymeti,
Bilinmiyor be hemşerim!

Şeytanın emrinde insan,
Dinlemiyor asla ferman.
Lokmansız dertlere derman,
Bulunmuyor be hemşerim!

Ruhumuzda bin bir yama,
Pabuçlar atıldı dama.
Ölmek de farz oldu amma.
Ölünmüyor be hemşerim!

Evet, Mehmet Avşar öğretmenim, çok sevdiği arkadaşı, dostu Sıtkı Keskin'e ithaf ettiği şiirin son mısraında “Ölünmüyor be hemşerim” diyordu ama zaten Sıtkı Keskin öğretmenimiz ölmemişti; “uykudan uyanmıştı”.
Merhum Sıtkı Öğretmenim “vuslata erdi”, “uykusundan uyandı”.
Hakikatin sonsuzluğunda “günü aydın” olsun.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30