Bugün pervasızca dillendirilip meşru hale sokulan “azınlık oluşturma” ve “bölünme süreci”ne ilişkin10.09.2005 tarihli kaleme aldığım yazıda şöyle seslenmiştim:
“Milletin kervanı saldırıya uğramıştır.
 Milletin yürümesi engellenmekte, sekteye uğratılmaktadır.
Şimdi yürüyen “itler”dir. Millet “hoşt” dedikçe birileri rahatsız olmakta, itleri tahrik ettikleri yolunda suçlanmaktadırlar. Havlayıp dişini gösteren, “seni ille de ısıracağım” diyen ite “hoşt” demeyi tahrik diye yutturmaya çalışan bir siyasi irade vardır. İtlerin ipini salıverenlerin “Vay, siz nasıl olur da elinize taş alırsınız?” diye hiddetlenmeye ne hakları vardır ne de hadleri.
Evet!
Yazarın dediği gibi;
“Göklerde bizim bayrağımız dalgalanıyor ama işgale uğramış gibiyiz...
Hangi düşman karargâhından emir verildiyse dün bir-iki gazete müstesna, hemen hemen bütün basında 6-7 Eylüldeki Türk vahşetini(!) gösteren resimler vardı.
Emperyalizme karşı savaşırken emperyalizme esir düşen dönekler...
AB ve ABD fonlarından beslenen vatan hainleri...
Liboşların koluna takılınca toplumsal bir statü kazanacaklarını zanneden sürtükler...
Hapse düşünce rahmetli Türkeş'e de dâvâsına da ihanet eden at hırsızları...
Fikrî şahsiyetini inkâr ettiğini ilan etmek için Kur'an-ı Kerim'e bile dil uzatan kâfirler...
Sayfalarında kadın pazarlayan muhabbet tellalları...
Hulasa Kopenhag Kriterleri'nden başka, kendilerini; hiçbir dînî, millî, ahlâkî ve vicdanî kurala tâbî saymayan bilumum ahlâk kusuntuları Türklerin vahşi bir millet olduğunu yazdılar dün!”
Ve bütün bunlara ilaveten, memleketi idare etmekle görevli zat, evinin balkonuna Türk bayrağı asana, kudurmuş köpek gibi saldırıp tahrip edenlere “hoşt” diyen vatandaşımızı “provokatör” diye suçladı. Güya PKK'lı sürü bunları görünce tahrik olmuş.
Sevsinler böyle mantığı!
Bu nasıl bir mantıktır ki; “PKK yanlısı şoven Kürtler tarafından kandırılmış çocuklar geçtiğimiz hafta “Burası Türkiye değil” sloganlarıyla gösteri yapar” da bu mantığa göre provokasyon olmaz.
“Küçücük Kürt çocuklarının, ellerindeki taşları göstererek, kameralara karşı, “bunlarla polisleri öldüreceğiz” diye bağırmaları” provokasyon olarak görülmez.
“DEHAP(BDP)'lıların Abdullah Öcalan'a destek amacıyla gösteri yapmak üzere otobüslerle Güneydoğu'dan Gemlik'e gitmeleri” provokasyon sayılmaz.
“Gemlik'e girmelerine izin verilmeyen DEHAP(BDP)'lıların, Bozüyük'ün kurtuluş yıldönümü törenleri yapılırken, otobüsten zafer işareti yaparak, terörist başının posterlerini göstererek ve sözde örgüt bayraklarını sallayarak halka küfretmeleri”ne provokasyon olarak bakılmaz.
Bu millete karşı akla hayale gelmedik saldırılar ve tahrikler yapılırken bunların hiçbiri provokasyon sayılmaz da, bayrağını balkonuna asmak veya eline almak provokasyon sayılır ha!..
Bu nasıl iştir be?
Bu nasıl mantıktır Allah aşkına?
Akıl, iz'an, insaf, vicdan tatile mi gönderildi?
Utanması gereken şahıs, çok akıllı ve adaletli iş yapmış da buna mani olunmak isteniyormuş gibi hiddetlenerek saldırıyor.
Her şeyi ters yüz ettikleri gibi “İt ürür, kervan yürür” atasözünü de tersine çevirmişe benziyorlar. Şimdi artık üren it değil, “kervan ürüyor, itler yürüyor”.
Elbet, taşları bağlanmış bu köy yolunda itler başıboş dolaşacaktır.
Isırılmaktan Allah'a sığınırız.”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30