Efendim, Kasımpaşalı olmak, öyle kolay bir iş değildir.
Her şeyden önce ve evvel, hiç kimsenin yapamadığını yapabilmektir...
Başbakanımız da “Kasımpaşalı”olduğu için hiç kimsenin yapmaya cesaret edemediğini bir çırpıda yapıvermiştir.
Fakat, ortada “fol yok, yumurta yok”ken neden böyle etmiştir, bilinmez(!) amma, sayın Recep Tayyip Erdoğan böyle etmiştir.
Daha doğrusu, “Atma Recep” dendiği halde, atmıştır. 
Atmıştır da, tutturabilmiş midir?
Kimilerine göre tutturmuştur, kimilerine göre de tutturamamış, “karavana” yapmıştır.
Ama önemli olan, “Recep”e kimlerin “atabilirsin” diye “tiyo” verdiğidir.
Bizde localar YAŞ kararlarını bile dikte edebildiğine göre, bugün ABD ve AB tarafından ısrarla azınlık statüsüne sokulmak istenen “Kürt” kavramı üzerinde de düşman tam bir anlaşma halindedir ve senkronize olarak hareket etmektedir. Dönme ve devşirmeler güruhu localar vasıtasıyla Türk'ün mezarını kazıp durmaktadır.
Ve ne acıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başbakanına millete kazılan mezara çok güçlü bir kazma vurdurmuşlardır.
Geri dönüşü çok zor olan bir “kazma”..  
Kazım Nami diyordu ki; “Hiçbir zaman birleşmemiş, daima çekişmiş, didişmiş olan bizdeki muhtelif ırk, milliyet ve dinler, masonluk çatısı altında tam anlaşma halinde idiler.”
Kime karşı?
Elbet Osmanlı'ya karşı..
Evet! Mason locaları azınlıklarla birlikte Osmanlı'yı yıktıktan sonra rahat durdular mı?
Hayır!
Hele de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan ve mason locaları Gazi Paşamız tarafından kapatıldıktan sonra, daha büyük bir hınçla Türkiye'yi yıkmaya yöneldiler.
Yahu kardeşim, bir devlet ve bir millet, duvar yıkılır gibi mi yıkılır?
Elbette hayır!
Demokrası, insan hakları, gıvır zıvır gibi şeylerle bir AB sevdası icat edilir, millete de hap gibi yutturulursa, zamanla sarhoş insanın sap gibi yıkılıp kalması ne ise, millette öyle olur.
Nice yiğitleri kara toprağın altına düşürmüş, nice  âşıkları hicran ateşiyle yakmış ve nice ak pürçekli anaların yüreklerini dağlamış eli kanlı terör örgütünün, AB ve ABD ile ısrarla dillendirdiği “Kürt Sorunu” lafını önünü ardını düşünmeden veya düşünerek, bir “Kasımpaşalı” edasıyla söyleyen Sayın Başbakan, millete öyle bir hap yutturmuştur ki, milletin iflah olacağını bırakmamıştır.
Bu gidişle bu millete ait bir tarih kalmayacağı ve olmayacağı için, sayın Erdoğan'ın yaptığının tarihe mal olmasını beklemenin bir anlamı kalmamaktadır.  
Ne demektir “Kürt Sorunu”?
Bu milletin böyle bir sorunu yoktur.
Ezeli düşmanlarımızın; yani, haçlıların, yani haçlıları temsil eden “vahşi batı”nın ve onların her zaman içimizde var ettikleri işbirlikçilerinin sorunudur bu!
Sayın Başbakan, adını Türk'ten alan bir devletin başbakanıdır. Bu milletin adı Türk'tür.  “Türkiye'de Türkler var” dedikten sonra tutup da bir de “Kürtler var, Çerkezler var, Abazalar var, Lazlar var” demek, bulunduğu makamı zımnen ret etmektir.
Ne demektir “Kürt Sorunu”?
Böyle sorun olur mu?
Türkiye'nin her yerinde her şey olabilen ve her işi yapabilen, “aynı camide ibadet ettiğimiz, kız alıp verdiğimiz” bu insanlara ısrarla; “Siz ayrı bir ırksınız. Siz bizden, biz sizden değiliz” denip dururken, bunu başbakanın “Kürt Sorunu” gibi vahim bir lafla tescil etmeye kalkması, büyük bir cesaret işidir.
Bu cesaret de başbakanda var görünmektedir.
Elbette, Kasımpaşalı olmak kolay iş değildir.
(16.08.2005)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30