İLK İSYANIMIN MEKANI: HUĞ
     Çocukluğumun ilk yedi yılını geçirdiğim köyüme gittik geçenlerde. Kırmacılı Köyü'ne…
     Bir parça nostalji yaşayayım dedim. Dedim de, dediğimle kaldım. Nostaljik tek bir ögeyi koydunsa bul.
     En çok iki şeyi aradım: Biri, o zamanların şartlarında ancak köy ekabirlerinin oturabileceği dam. Ki bugün hayvan barınağı olarak bile ruhsat verilemeyecek olan mekan.
      Biri de huğ. Benim için ille de huğ. Neden huğ? İlk isyanımın, ilk başkaldırışımın mekanı olduğundandır herhalde. Az sonra anlatacağım.
     Huğ, çalılarla örülen, üstü de berdi denen sazlık otla kaplanan bir yerleşim mekanı.
     Ben, doğduğum huğu hatırlamıyorum. Benim hatırladığım, en büyük emmimin, Çavuş Emmim'in huğu. Sülalemdeki tek huğ.
     Bizim oymağın girişinde Karaoğlan Mehmet Emmi'nin huğu vardı.
     Huğun önünden geçen taşlı yolda askercilik talimi yaptırırdı bize rahmetli Mehmet Emmi. Mehmet Emmi'nin “yat!” komutuyla bir yatış yatardık ki… Yatmaktan çok kaldırır atardık kendimizi.
     Askerlik talimi yaptığımız yolun altında Çöllo Osman'ın huğu vardı. Çöllo Osman bakkallık yapardı ter tarafı delik deşik olmuş huğunda.       
     Yine aynı çevrede Yarımsakal Abdullah da huğda oturuyordu.
     Hepsi bu. Yalnız şimdiki adıyla Gültepe, ozamanki adıyla Çobantepesi olan bizim mahallenin az ötesindeki Derebası Mahallesi'nin evleri külliyen huğ idi.
     Babam, anamın üstüne getirdiği kumanın şerefine mi, yoksa muhtar seçilmesinin şerefine mi bilmem benim doğduğum huğun yanına bir dam yaptırmış.
     Duvarları çinke taştan örülen, köşe taşları daha yumuşak olan kefek taştan yontulan damın üstüne toprak döşeniyor.
     Babam, yeni karısıyla birlikte dama çekilmiş. Anamla birlikte biz çocukları da huğda kalmışız.
     Babam hem muhtar, hem de yönünü ağalığa doğru çevirmiş biri. Sabahtan akşama misafir dolu ev.   
    Yine misafirin çok olduğu bir gün içeri girerek şöyle bağırmışım babama:
     “Ulan baba, baba!.. Sen hiç Allah'tan korkmadın mı da analığımı alıp buraya çekildin de bizi o kötü evde bıraktın?”
     Üstüne üstlük bir güzelce de sövmüşüm.
     Ben mi akıl etmişim bu işi, yoksa biri mi öğretlemiş, bilmiyorum. Olayı bile hatırlamıyorum.
     Hatırladığım, bunun benim ilk isyanım olduğudur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.