“GİTTİKÇE ARTIYOR YALNIZLIĞIMIZ”

Osmaniye'mizin yetiştirdiği kültür adamlarından Araştırmacı ve Yazar Asım Erkoçak vefat etti. Yakalandığı akciğer kanseri hastalığını yenmek için çok direndi. Önce Osmaniye Yeni Hayat Hastanesi'nde sonra Adana Başkent Hastanesi'nin yoğun bakımında 15 günden fazla tedavi edildi. Sinsi hastalık koca Asım'ın ciğerine öylesine sıkı yapışmıştı ki hiç aman vermedi. Asım'ın verdiği amansız mücadeleyi Arkadaşları/Ülküdaşları olarak sadece izledik. Elimizden bir iş gelmedi. Bir araya geldik ve onun için sadece dua edebildik. Allah'tan şifa istedik. Kadir Gecesi'nde Zorkun Merkez Camii'nde İmam Efendi'nin onun adını da anarak yaptığı dualara bir ağızdan “Âmin” dedik. 
            Mübarek Ramazan ayında başlayan hayat mücadelesi bir başka mübarek günde, Ramazan Bayramının ikinci gününde, 9 Ağustos 2013 Cuma günü tükendi. Arzusu üzerine Bahçe Köyü mezarlığına defnedildi.  
Asım Erkoçak, 1952 yılında Osmaniye/Bahçe Köyü'nde dünyaya gelmişti. İlkokulu köyünde bitirdikten sonra Osmaniye Merkez Ortaokulu'nu, Osmaniye Atatürk Lisesi'ni ve Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni de başarıyla bitirdi. Üniversiteden sonraki hayatı istediği gibi devam etmedi. Eğitim Fakültesi'nde Pedagojik Formasyonunu tamamladığı halde çok sevdiği Öğretmenlik görevine bir türlü tayin edilmedi. Ailesini geçindirmek için Osmaniye'de Özel Sürücü Kurslarında ve Devlet Okullarında Ücretli Öğretmen olarak çalıştı.
Asım Erkoçak bir Türk milliyetçisi idi. Ülkücü hareketin Osmaniye'deki ilk neferlerindendi. Ülküsünde samimi ve tavizsiz idi. Ülkücü hareketin siyasi teşkilatı MHP Üyesi idi...
          1968'de rahmetli Muammer Erdemir'le beraber çıkardığı Ülkücülerin sesi Çataloluk Gazetesi'nin sloganı ne güzeldi; “Oluklar Çatal; Birinden Türklük, Birinden İslam Akar” Gazeteyi merhum Muammer'in Almanya'daki ablasının gönderdiği maddi yardımla çıkardıklarını, 1970'de yardım kesilince imkânsızlıktan çıkaramadıkları gazeteyi Osmaniye Matbaası'na devrettiklerini söylerdi. 
1973 seçimlerini de hesap ederek Mehmet Yasak'la beraber Yeni Osmaniye Gazetesi'ni çıkarmaya başladı. Ama maalesef aynı yıl gazeteden ayrılmak zorunda kaldı.
        12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra Osmaniyeli Ülkücüler Şehit Karaoğlanoğlu Parkı'nın köşesindeki kahvehanenin üst katındaki Ülkücü Öğretmenler Birliğinde bir araya gelirdi.
Ülkücülerin buluşma yeri Parkınköşe Asım Erkoçak'ın da mekanı idi. 
Asım Erkoçak eli kalem tutan, kalemi güçlü olan bir kişi idi.
             Türkçesi düzgündü ve ifadesi güçlü idi.           
             Osmaniye'nin “Tahsilli” gazetecilerindendi.
             İyi bir köşe yazarı idi. Yazmak onun için vazgeçilmez bir zevkti. Hasret Gazetesi'nde başladığı köşe yazılarına Kınık Gazetesi'nde devam etti. 
Asım Erkoçak “Halk Kültürü Araştırmacısı” bir kişi idi. 
             Osmaniye yöresi fıkralarını araştırmak, yazmak ve anlatmak özel konusu idi. Halk kültürünün bu çok özel yönü onunla adeta özdeşleşmişti. 
             Halk kültürü araştırmalarında tabiilikten, ülkenin güncel sorunlarına ilişkin yazılarında millilikten asla taviz vermezdi. Bir fıkrayı halkın ağzından çıktığı gibi anlatmayı ve yazmayı tercih ederdi. Halk fıkralarındaki kimi Kaba Türkçeyi kullanmaktan çekinmezdi. 
Tabiilikten ve millilikten taviz vermemesinin bedelini öderdi.   
            Osmaniye fıkraları ile ilgili yayınlanan tek kitabının adı “Işıt Hele Işıt” idi. 
Bunun devamı olan ikinci kitabı da baskıya hazır halde idi. 
İşte Asım Erkoçak'ın kaleminden “Şemsiye” fıkrası;
“Hasan, arkadaşı ile yolda giderken yağmura yakalanmış. Arkadaşının şemsiyesi Hasan'ı da ıslanmaktan kurtarmış. Yağmur durduktan sonra arkadaşı:
'Ulan Hasan! Benim şemsiye olmasa, ıslandın gettiyidin ha!' demiş.
'Heye!' demiş Hasan! 'Heye gardaş, sağ olasın!'
             Yola bir müddet daha devam ettikten sonra arkadaşı yine:
'Hakikaten lan Hasan, benim şemsiyem olmasa ıslandın gettiydin!' demiş.
Hasan yine, minnet dolu tavırlarla, teşekkür etmiş. 
Arkadaşı biraz sonra aynı şeyi tekrar edince Hasan yol kenarında yağmur sularından birikmiş bir göletin içine atıvermiş kendisini ve çıkmış:
'Ulan, bundan fazla da ıslanmazdım ya!' demiş!”
Sinan Hakkoymaz'ın, Fikret Has'ın ardından Asım Erkoçak'ın gidişi bizim kuşağa bir ikaz gibi geliyor. Sanki vaktin geldiğini hatırlatıyor.
İyiden iyiye azalıyor sayımız.  
Hayata beraber başladığımız dostlarla yollarımız ayrılıyor bir bir.
“Gittikçe artıyor yalnızlığımız”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30