En son söylenecek lafı başta söyleyecek olursak Türkiye zor bir durumda. “Beka sorunu” ile karşı karşıyayız. Peki bu duruma nasıl geldik?
Türkiye'yi “beka sorunu” yaşayacak kadar zor duruma düşürenler düzlüğe çıkarabilir mi? Türkiye'yi içinde bulunduğu zor durumdan esenliğe çıkarabilmek için neler yapmalı?
İktidara gelmenin ve iktidarda kalmanın diyeti olarak Cumhuriyetimizin birikimi olan milli sanayimizi yabancılara ve onların yerli işbirlikçilerine kelepir fiyatına sattık. Adamlar aldıkları fabrikaların bir kısmını kapattı, çalışan kurumlarda da işten çıkarmalar yapıldı. İşkur'un “işbaşı programları” gibi geçici tedbirlerle işsizlik oranını düşürmeye çalışıyoruz.
    Çiftçilerimiz toprağa küstü. Artık emeğinin karşılığını alamadığı için toprağını ekmek istemiyor. Samanı bile ithal eden ülke haline geldik. Avustralya'dan Uruguay'a dünyanın dört bir yanından hayvan ithal ediyoruz. Toprağa küsmenin sosyal yansıması olarak köylerimiz boşaldı, büyük şehirlerin etrafında işsiz insanlardan oluşan varoşlar meydana geldi.
    Satılan milli varlıklarımız da artık tükeniyor. Zaten bu satışlardan elde edilen gelir de birilerine peşkeş çekilmiş, kalan da çarçur edilmiştir. Emperyalizmin vatanımızı sömürmek için dayattığı bu düzenden en kısa zamanda vazgeçip tekrardan kendimize yeten bir milli sanayi ve ekonomi modeli geliştirecek yeni kadrolara ihtiyacımız var.
    Amerika yıllarca dolar basıp dünya piyasalarına sürmüştür. Bu parayı Çin gibi ülkeler yatırım fırsatı olarak değerlendirmiş, gelişmesini ivmelendirmiştir. Türkiye olarak biz ne yaptık? Gelen parayı sanal bir kalkınma programında kullandık. Duble yollar, İnşaat sektörü gibi alanda kullandık. Ağaçları kestik suları kuruttuk yandaşa rant hırsıyla her tarafa beton döktük. Gelen parayı uzun vadeli yatırım aracı olarak kullanamadık. Para borsada ithalatta kullanıldı. Yapılan ucuz ve kalitesiz ithalat neticesi yalan bir ucuzluk ve bolluk dönemi yaşattı.
    Dünya ekonomisine yön verenler para politikasını değiştirmeye başladı. Dolar geri artık vatanına dönmeye başladı. Merkez Bankası'nın elindeki döviz rezervleri hızla erimeye başladı. Parayı içeride tutmak için faizleri yükselttik. Umudumuzu Araplardan gelecek sıcak paraya bağladık. Vadesi gelen borçlarımızı ödeyebilmek için tekrar borçlanmak zorundayız. Artık bu israf ekonomisine dayanan sistem çöktü. İnsanlar tüketsin piyasa hareketlensin kısır döngüsü iflas etti. Kredi kartlarını önce teşvik edip sonra kullanmayın demek zaten bu sistemin ülkemizde çöktüğünün en büyük göstergesidir.
    Hülasa uygulanan politikaların yurdumuzu getirdiği nokta ortada. Milli güvenliğimiz beka sorunu ile karşı karşıya. İç ve dış borçlarımız tahammül edilemeyecek miktarda yükseldi. Türkiye'yi aydınlığa çıkaracak yeni kadrolara yeni fikirlere yeni heyecanlara ihtiyaç var.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.