Bu memlekette yeni Zeki Müren'lerin yetişmeyişi, bizce, Recep Tayyip Erdoğan'ın “Kürt Sorunu” lafından daha vahim bir durumdur.
İnsanın insana duyduğu karasevdanın abideleşmiş isimleri bir yana, bunlara ait bir mısra, biz ezgi, bir tarz ve bir anlayıştan ufacık belirtilerin bile kalmayışı, onlarca “kürt sorunu” mesabesindedir.
Neden, Zeki Müren?
Çünkü Zeki Müren, iki önemli müşterek noktamızın sembol ismidir; Klasik Türk müziğimizin ve “konuşan Türkçe”mizin...
Birbirimizle anlaşma ve ortak yaşamanın anahtarı olan Türkçe'mizle, birbirimizi sevme ve yüceltmenin anahtarı olan musikimizin bu ölmez ismi “öldürüldü”ğü; buna istinaden de Türk milletinin kalesi tahrip edildiği için, Recep Tayyip'in “benim sorunum” diye sahiplendiği “kürt sorunu” gibi sorunlar elbet olacaktır. Yoksa bile, elin adamı, fırsatı ganimet bilerek, sorun ihdas edecektir. 
Bugünün çocuğunun, “dün”den haberi yoktur. Çünkü bu sistem “dün”ü inkar ve reddetmiştir. Bu sebeple de düne ait ne varsa hepsini inkar ve reddetme konumundadır. Bu sebeple, millî tarih, millî kültür, müzik, edebiyat, sanat, millî zevk ve estetikten mahrum bir nesil gelmiştir. Gelmeye devam edeceğe benzemektedir.
Çünkü memleketi ekonomik ve siyasi bakımlardan kontrol edenlerin bu konuda kaygıları olmadığı gibi, tavırlarından da anlaşılmaktadır ki, “millî” olan her şeyin tedavülden kalkmasına çalışmaktadırlar.
Bu günün gençliğinin önüne dayatılmış olan spor, müzik ve seks putları, ona mutluluk ve huzurdan ziyade, deniz suyu içip de yanarmış gibi, ateş ve eziyet vermektedir.
“Onun arabası var, güzel mi güzel” benzeri ifadelerle Türk musikisi ve Türk halkı adeta, parlak elbiseler ve kokulu makyajlarla iffeti satın alınıp sokağa salınan “fahişe”ye döndürülmüştür.
Oyunu oynayanlarla oynanmasını isteyenler aynıdır. Azınlıklar ve onun eline geçmiş sistemde artık Zeki Müren'lere yer yoktur. Varmış gibi görünen ufak tefek ve mevzi hadiselerin de pek kıymeti yoktur.
Türk'ün kendine has ama mutlaka insanlığa örnek olarak ortaya koyduğu çok değerli ve güzel ölçütlerden biri de arzuları duyguya tahvil edebilme hassasıdır.    
“Dertliyim, ruhuma
Hicranımı saldım da yine
İnlerim, şimdi uzaklarda
Solan gün gibiyim.”
Mısralarıyla “Leyla”ya meftun olmanın hem zevkini, hem hasretini, hem hicran ateşini musikinin anlamına uygun bir zevk ve yumuşaklıkta sunabilme kabiliyeti, arabeskin isyanı ile “pop”un kaba tatmininde yok edilmiştir.
Evet! Şimdi, kim bilir belki de, daha başka sorunları içinde barındıran “Tanrım beni baştan yarat!” misali arabesk tarzıyla, tepinerek şeytana tapınmayı temsil eden “pop” türünde ne bir nihâvend, ne bir uşşâk, ne bir segâh, ne bir rast veya ne bir mâhur kaygısı yoktur.
Eline aldığı kazmayı hiçbir acıma hissi duymadan ağacın köküne sallayan işçi gibi sadece kaba bir böğürtü üzerine kurulmuş şeyi müzik diye yutturanlar, Recep Tayyip gibi “Sorun” ihdas edenler veya ettirenlerdir.
Daha açık ifadeyle; millî tarih, kültür, sanat, edebiyat gibi millî musikimizi de niteliksiz ve karaktersiz hale getirenler, Recep Tayyip'in önüne “kürt sorunu”nu koyanların ta kendisidir.
Önemli olan, Enstrümanlar farklı olsa da, şefin hep aynı şef olduğunu anlayabilmektir. (23.08. 2005)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30