Destanları Yetim Bırakan Âşık: Halil Karabulut (1926 – 16 Ağustos 2010)
Halil Karabulut, 1926 yılında “Karayakupoğulları” adıyla anılan bir ailenin çocuğu olarak, o yıllarda Adana’ya bağlı Kadirli ilçesinin Mehmetli köyünde dünyaya gelmiştir. 1996 yılında Osmaniye’nin il olmasıyla birlikte Mehmetli köyü Sumbas ilçesine bağlanmış, bu arada Mehmetli köyü de belde olmuştur. Dolayısıyla Karabulut, Osmaniye’nin Sumbas ilçesinin Mehmetli beldesinde doğmuştur. Karabulut, “Gurbet” adlı şiirinde köyüne olan özlemini şöyle dile getirmektedir:
                “Der Halil vatanım Mehmetli köyü,
                Acep ne âlemde hep emmi dayı,
                Şimdi bal akıyor Kesik’in suyu,
                O yerler gözüme nur gözüküyor.” ( Senin Aşkınla, 1 )
                Molla Mehmet ile Döndü Hanım’ın oğlu Halil, 1933 yılında köyündeki üç yıllık ilkokula başlar. İlkokulu bitirdikten sonra ilçe merkezinin uzak olması ve maddî imkânsızlıklar başta olmak üzere birçok sebepten dolayı daha fazla okuyamaz. Bütün bu zorluklar ondaki okuyup öğrenmek arzusunu yok edememiştir. Eski yazıyı kendi kendine öğrenerek zamanla dinî, millî ve edebî eserleri de okumaya başlamıştır.  Karabulut, Hardallık köyünden Kerim Ağa ( Çapar ) ile Şerife Hanım’ın kızı Naile Hanım ile 1948 yılında evlenmiştir. Bu evliliğinden bir oğlu ( Mustafa ) dünyaya gelir. İnşaat mühendisi olan Mustafa’nın da üç kız ( Elif, Eda, Naile ) çocuğu vardır. Karabulut’un eşi Naile Hanım 28 Mayıs 2001 tarihinde vefat etmiştir. Eşinin ölümü Karabulut’un üzerine âdeta bir karabulut gibi çökmüş onu derinden etkilemiştir. Karabulut’un yüreğindeki bu acı dile gelmiş, dörtlüklerine ise şöyle yansımıştır:
               Yıl iki bin biri buldu,
                Mayıs yirmi sekiz oldu,     
                Azrail geldi kapıma
                Gönlümün çiçeğin yoldu.
               
                Dedim, “Bırakma Naile’m!”,
                Her hizmetine kailem,
                Sen beni bırakır isen,
                Yıkılır evim, ailem.

                O benim kıymetli eşim,
                Muhabbetli gönüldeşim,
                Karanlıkta koydu beni,
                Battı hayat güneşim.
               Bilin dostlar nettim onu,
                Sanman uzak attım onu,
                Akşam sabah yoklamaya

                Yakın komşu ettim onu.
                Götürdüm eller içinde,
                Yatırdım tüller içinde,
                Ben ona yeni ev yaptım,

                Bahçede güller içinde.
                Sevgilim Naile Hanım,
                Bekle bir süre Sultanım,
                Halil seni yalnız koymaz
                Yakında gelirim canım. ( Destan Destan Üstüne, 407 )

                Âşık Halil Karabulut, kış aylarında Mehmetli’de yaz aylarında ise Bağdaş Yaylası’nda oturmaktadır. Oğlunun Adana’daki öğrencilik yıllarında kısa bir süre için kış aylarını Adana’da geçirmiştir.
                1945 yılında askere gönüllü olarak yazılmış, Antakya ve Hassa’da üç yıllık askerlik görevini tamamlamıştır.
                Karabulut, iki yaşında iken yetim kalmış ve ilerleyen zamanlarda evin geçimini kendisi üstlenmiştir. Köyünde çobanlık, çiftçilik ve bahçecilikle uğraşarak geçimini sağlamaya başlamıştır. Yaşı ilerledikçe bu işlerle uğraşması da sınırlı hâle gelmiştir.
Onun şiirle ilgilenmesi ilk gençlik yıllarına rastlamaktadır. Henüz 15 – 16 yaşlarında iken Karaca Oğlan, Dadaloğlu, Köroğlu gibi âşıkların türkülerini dinlemeye başlar; hatta türkülerin birkaçını da ezberler. Ancak zamanla o türküleri unutmuştur. Karabulut, şiire başlamasını şöyle anlatır:
“… İlkokul çağlarımdan itibaren şiir söylemeye başlamıştım. O yaşta hiç kimseden bir şey öğrenmeden en fazla gördüğüm tabiata şiirler söylüyordum, hem de irticalen söylüyordum ama çok utangaç olduğumdan şiirlerimi gizli tutuyordum. Ama sonra bu anlaşıldı. O zamanlarda yöremizde bir iki kişi Karaca Oğlan ve Kerem türkülerini söylüyorlardı. Bunlar hoşuma gidiyordu. Ara sıra da Yunus ilahileri okunuyordu ve bu âşıkların Hak âşığı oldukları ve bade içtikleri söyleniyordu ama ben badenin ne olduğunu bilmiyordum.” ( Sakaoğlu 2002: 18 ).
                Âşık Halil Karabulut, 1973 yılında Konya’da yapılan “Türkiye Âşıklar Bayramı”na katılmasıyla sanat, kültür ve edebiyat dünyasında yer kazanmıştır. Aralıksız olarak katıldığı bu bayramlarda okuduğu şiirlerle büyük bir beğeni kazanmıştır.
                “Millî duygularım kuvvetlidir. Türklük benim iftihar ettiğim en büyük vasıftır.” diyen âşık, şiirlerini bu doğrultuda yazmıştır. O, şiirlerinde millî, dinî – tasavvufî, sosyal olaylar, sevgi ve tabiat gibi konulara yer vermiştir. Manevî duyguları çok değişik bir anlatımla ve duygularını çok az kelimelerle etkili bir şekilde dile getiren bir âşıktır.
                Şiirlerinde akıcı bir üslûp, sade bir dil kullanmıştır. İrticalen söylemesi oldukça güçlü, muamma, leb ( dudak) değmez, atışma gibi âşıklık geleneğinin gereklerini yerine getirebilen âşığımız; Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’nun ifadesiyle “ Saz çalmayan âşıklarımız arasında, yirminci yüzyılın son çeyreğine mührünü vurmuş tek sanatkârdır.” ( Sakaoğlu 2002: 18 ).
                Karabulut, Atatürkçü, milliyetçi, vatanperver, dinine bağlı, “bade” içen, kuvvetli bir şiir söyleme gücüne sahip, koşma ve semaileri de destanlarından asla geri kalmayan, bir ömrü şiire adayan ve destanlarla çıktığı âşıklık yolunda hiç ara vermeden yoluna devam eden tam bir “Destan Şairi”dir. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’ndan sonra Dede Korkut Hikâyelerinin tamamını destanlaştıran bir âşığımızdır. Alçak gönüllü oluşuyla herkesin gıpta ile baktığı âşık, kendi şiirlerinin başkalarına mal edilerek okunmasına bile ses çıkarmayan bir mizaca sahiptir.
                Türkiye’de yapılan âşık şölenlerinin birçoğuna katılan Karabulut’un değişik dönemlerde almış olduğu çok sayıda birincilikleri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
                Cumhuriyet’imizin 50. yılı şerefine 1973 yılında düzenlenen “En İyi Cumhuriyet Şiiri Yarışması”nda, “Yenilendi” adlı şiiriyle,
                Atatürk’ün doğumunun 100. yılı şerefine 1981 yılında düzenlenen “Türk İstiklal Savaşı Destanı arışması”nda, “Türk İstiklal Savaşı Destanı” adlı şiiriyle,
                Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1987 yılında düzenlenen, “Halk Şairleri Arası ser Yarışması”nda, “Damlada Derya Gizlidir” adlı kitabıyla,
                Türk Dil Kurumu tarafından 1998 yılında düzenlenen, “Âşıklar Arası Dede Korkut Yarışması”nda, “Dede Korkut Destanı” adlı şiiriyle birinciliğe layık görülmüştür.
                Âşık Halil Karabulut’un şiirlerini bir araya getirdiği eserleri ise şunlardır: Altın Mısralar ( Adana 2002 ), Büyük Mustafa Kemal Destanı ( Kadirli 1998), Damlada Derya Gizlidir ( Ankara 1988 ), Şiire Adanan Ömür ( Kadirli 1999), Şiirlerle İslam İlmihali ( Basılı değil ).
                Halk Edebiyatı’nın ve Âşık Edebiyatı’nın aksakalı Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’nun da ilgisini çeken Karabulut, Türkiye’nin yetiştirmiş olduğu büyük değerlerden biri olan Prof. Sakaoğlu’nun çalışmalarına da konu olmuştur: Senin Aşkınla / Kadirlili Âşık Halil Karabulut ( Konya 1987 ), Kadirlili Âşık Halil Karabulut, Destan Destan Üstüne ( Kadirli 2002 ).
                “Seksen sene yol yürüdüm yorgunum                         
                Uykuya yatmanın zamanı geldi
                Bu gurbetten usanmışım dargınım
                Sılaya gitmenin zamanı geldi         

                Gönül bahçem gayrı gazel döküyor
                Ne çiçek açıyor ne kuş şakıyor
                Dünya bile bize soğuk bakıyor
                Artık terk etmenin zamanı geldi     
                Âşık Halil der ki hastayım hasta
                Bir gün gel haberin getirir posta
                Kavuşup O ulu vefalı dosta
                Can cana katmanın zamanı geldi” ( Sakaoğlu 2006: 474 )diyerek vefalı dosta kavuşacağı günün yakın olduğunu hisseden Âşık Halil Karabulut, 16 Ağustos 2010 Pazartesi günü 84 yaşında bu dünyadan göç edip gider. Sevenlerinin ve âşık edebiyatının bağrında onulmaz bir yara açıp giden Âşık Halil Karabulut, Mehmetli beldesinde sevenlerinin ve şiir dostlarının eşliğinde çok sevdiği Naile hanımın yanına defnedilir. Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.

                SENİN AŞKINLA
                Güzeller güzeli sevgili yârim
                Elleri severim senin aşkınla            
                Sana giden yolda olmak kararım
                Yolları severim senin aşkınla
                Senin bilip her duyduğum hoş sesi
                İster keman ister saz cümbüş sesi
                İster insan sesi ister kuş sesi
                Dilleri severim senin aşkınla
                Her âşık bir güzel sevdası çeker

                Halil’i de senin ateşin yakar
                Her çiçekte senden bir güzellik var
                Gülleri severim senin aşkınla ( Sakaoğlu 1987: 165 )
* Selçuk Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Mezunu
Kaynaklar:
1) Doç. Dr. Saim Sakaoğlu, Senin Aşkınla / Kadirlili Âşık Halil Karabulut, Konya 1987.
2) Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Kadirlili Âşık Halil Karabulut, Destan Destan Üstüne, Kadirli 2002.
3) Prof. Dr. Ali Berat Alptekin – Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Türk Saz Şiiri Antolojisi, Akçağ Yayınevi, Ankara 2006.
4) Prof. Dr. Saim Sakaoğlu - Yard. Doç. Dr. Zekeriya Karadavut, Âşıkların Diliyle Cumhuriyet, TDK, Ankara 1998.
5) Sakaoğlu, Saim, “Doğumunun 80. yılında: Kadirlili Âşık Halil Karabulut”, Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, Kasım 2006, C: XCII, S: 659, s. 459-474.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Misafir Avatar
Abdülkadir Güler /Söke Aydın. 2 yıl önce

ünlü halyk ozanı aşık h-halil karabulut adana'nınyetiştirdiği ünlü bir halk şairiidi. bende birçok mektupvetebrikleri vehattaelyazıile yazmış şiirlerivardı. adamgibsei adamdı. gğeçteomsa vegfatına çoküzüldüm. allah ganugarni ranmet eylesin...mekanı cennetolsun.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30