Amerika aynı Amerika, İngiltere aynı İngiltere, İsrail aynı İsrail; ama ne tarih aynı tarih ne de biz aynı “biz”iz.
Ne Fransa değişti, ne Almanya değişti, ne İtalya!..
Yunanistan aynı Yunanistan, Rum aynı Rum..
Değişen, takvimle birlikte, biziz.
Bundan sekiz yıl önce Yeniçağ'da Ahmet Demir diyordu ki:
“...Rahmetli Türkeş, tıpkı Atatürk gibi bir gün Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'nin dağılacağını ve esareti altındaki milletlerin er geç hürriyete kavuşacağını, o günler için bugünden hazırlıklı olmamız gerektiğini söylediğinde ona çağ dışılıktan gericiliğe, faşistlikten kafatasçılığa kadar atılmadık iftira mı kalmıştı? Biz, Saddam'ın ülkesini felakete sürüklediğini söylerken kahinlik mi yapıyorduk? Elbette hayır! Yine biz... Amerikan İngiliz ittifakının o kahredici silah, asker ve mali güçlerine rağmen Irak'ta bir batağa saplanacağı üzerinde ısrarla dururken ve hatta Saddam yakalandıktan sonra bile, direnişin artarak devam edeceğini onlarca kere kaleme alırken temennilerimizi mi yazıyorduk? Tabii ki hayır! Sadece siyasi ve sosyal olaylara bilim ve tarih zaviyesinden bakmaya çalışıyorduk o kadar. Bu realite kişiler için de, tabiat için de geçerlidir. Bir ırmağın akış yönüne bakarak hangi denize döküleceğini bilmek gibidir bu. Fay hattı üzerinde şehirleşmenin felakete yol açacağını söylemek gibidir. Okuluna devam eden ve dersini çalışan bir çocuğun sınıfını geçeceğini bilmek gibidir.
Tıp fakültesine giden doktor olur, ekonomist değil.
Müslüman'ın cenazesini mezarlığa, Yahudi'nin cenazesini maşatlığa götürürler demek gibi.
Demek istediğimiz şudur ki, AKP iktidarının uyguladığı dış politika ve o politikaya yönelik anayasa değişiklikleri Türk milletini ikinci bir Sevr'e götürür derken şom ağızlılık yapıyor falan değiliz. Biz Türk milleti olarak bu filmi daha önce gördük çünkü. “Dünya değişti, geçmişe takılıp kalmamak lâzım” diyerek bizi, tarihe saplanmakla suçlayanlar, keşke biraz da tarihten ibret almayı deneyebilselerdi...
ABD Başkanı Bush, Ben Haçlı seferi başlattım” derken ve İsrail Parlamentosunun kapısında Arz-ı Mev'ud haritası dururken;
Yunanistan Karadeniz'den Türk çocuklarını iş ve yüksek tahsil vaadiyle Atina'ya götürüp ceplerine AB parası koyup, “Siz aslında zorla Müslümanlaştırılmış Rumlarsınız” diye beyin yıkar, Fener Rum Patriği Bartholomeus Lozan'a rağmen Sen Sinod üyesi olarak yabancıları atayıp İstanbul'a Konstantinopolis adı verirken;
Siz, Tarih ve dünyanın değiştiğinden nasıl bahsedebilirsiniz?
Bu güruhun peşine takılarak Türk milletini nasıl Büyük Ortadoğu Projesi'nin taşeronluğuna aday gösterebilirsiniz?
Biz bu gidiş felâket, bu sularda sala binenlerin adresi cehennemdir derken bizi, “Marjinaller” olarak suçlamak size, bu millete ve kime ne kazandırır?
Bizi dinlemiyorsunuz bari Irak hapishanelerinden yükselen feryatlara kulak veriniz ve akıbetinizi görünüz.
Ege barış denizi olacakmış.
Irak'ı işgal ederken ABD de öyle diyordu.”
Değil mi?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30