Cebelibereket, eski Amanos Dağları denen Gavurdağları'nın ve burada kurulan sancağın adıdır. Cebelibereket; Bereket Dağı anlamındadır. 
Tanzimat Fermanı'nın Müslüman - gayrimüslim ayrımını yasaklaması sebebiyle Müslüman olmayanlar için söylenen “gavur” deyimi de yasaklanmıştır. Bu yüzden “Gavurdağları” yerine bu dağların orman ürünlerinin yanı sıra bereketli toprakları sebebiyle Cebelibereket adını almıştır. 
             Fırka-i Islahiye'nin iskân çalışmalarını tamamlayıp İstanbul'a dönmesinden sonra, Kozanoğlu Ömer Ağa'nın elinden beyliğinin alınmasına aşiret karşı çıkmıştır.  
Aşireti gibi düşünen Kozanoğlu Ömer Ağa'nın oğlu Ahmet Ağa isyan için hazırlığa başlamıştır. Babası ve aşiretten bazıları isyanı göze alamamışsa da Kozanoğlu Ahmet Ağa'yı cesaretlendirmek için aşiret tarafından türküler yakılmıştır. 
        “Çıktım Kozan'ın dağına 
Remil attım dost bağına
Ne durursun Kozanoğlu
Kaç kurtul Gavurdağı'na”
Kozanoğlu Ahmet Ağa 1868'de Gavurdağı'na çıkmış, Gavurdağı aşiretleri ile işbirliği yaparak isyana hazırlanmıştır. İsyan hazırlığı Derviş Paşa tarafından çabuk bastırılmış ve Kozanoğlu Ahmet Ağa İstanbul'a sürgüne yollanmıştır. İstanbul'da 10 yıl hapis yatan Kozanoğlu Ahmet Ağa çıkarılan af üzerine Konya'ya yerleşmesi şartıyla serbest bırakılmıştır. 
93 Harbi denen Osmanlı-Rus Savaşının çıktığı, Rus ordusunun Yeşilköy'e kadar işgal ettiği zor yıllardır. Sadece Konya'da ikameti şartıyla serbest bırakılan Kozanoğlu Ahmet Ağa Niğde/Bor'a geldiğinde aşiretinden 300 atlı ile karşılanmıştır. Şıhlı Köyü'ne gelen Kozanoğlu Ahmet Ağa ikinci isyan için hazırlanmıştır.
İlk olarak Kozanoğlu Yusuf Ağa 600 atlı ile Kozan'ı basmıştır. 
            İsyanı duyan Adana Valisi Akif Paşa ile asiler arasında Kilken Çayı kıyısında çıkan çatışmada isyan bastırılmıştır. Asilerden 75 ölü 200 yaralı vardır.
           Payas Sancağı'nın Gavurdağları'nın başındaki Yarpuz Köyü'ne taşınmasında veya Cebelibereket Sancağı'nın kurulmasında bu isyanın etken olduğu da anlatılır.(28)  
           Sultan 2.Abdülhamit zamanında, Ziya Paşa Adana Valisi iken Gavurdağları'nın yönetiminin ve denetiminin daha iyi olması veya Ziya Paşa'nın dediği gibi buradaki “halkın hukukundan emin olması” için Payas Sancağı Yarpuz'a taşınmış, “Cebelibereket Sancağı” adını almıştır.
Cebelibereket Sancağı'nın kuruluş tarihi, dönemin ünlü şairlerinden Adana Valisi Ziya Paşa'nın Hükümet konağı için yazdığı 6 mısra halindeki şu kitabede yer almıştır:(29)
“Hudâ Devletle Han Abdülhamit'i pâyidâr itsün
Ki ahdinde memâliki feyz ü irfâna karîn oldu.
Payas'tan Yarpuz'a câ-yi  hükümet nakl idüp şimdi
Bu etrafın ahalisi hukukundan emîn oldu.
Vilayette Ziya Vali iken yazdı bu tarihi
Yapıldı buraya Bâb-ül Hükümet dil-nişîn oldu”
“Yapıldı buraya Bâb-ül Hükümet dil-nişîn oldu” mısraındaki harflerin sayı değerlerinin Ebcet Hesabı ile toplanmasından Cebelibereket Hükümet Konağı'nın yapılışı olan H.1296/M.1878 tarihi elde edilir.
1891 tarihli Adana Vilayeti Salnamesi'nde Cebelibereket Sancağı'nın kuruluşu şöyle anlatılır: “Payas'tan heyet-i Liva'nın bu köye nakli Kozan hadise-i ahiresiçün gelen Fırka-i Celile-i Islahiye'nin re'yi ve kararına müstenit ve doksan beş senesi Mart'ına müsadiftir.”
  Yarpuz'da kurulan Cebelibereket Sancağı; Kozan, Mersin ve İçel (Silifke) Sancakları ile birlikte Adana Vilayetine bağlanmıştır.
Payas'taki Cebelibereket Sancağı 1908 yılında Erzin'e, 1910 yılında Osmaniye'ye taşınmıştır. Osmaniye'de Merkez Ortaokulu'nun yerindeki Hırlakyan adlı Ermeni'ye ait han ilk Sancak Binası'dır.
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte sancakların vilayete dönüştürülmesi üzerine Cebelibereket Sancağı “Cebelibereket Vilayeti” adını almıştır. 
Mehmet Eminler'in evi de Vilayet Konağı olarak kullanılmıştır. Ama asıl Vilayet Konağı 1930'da yaptırılan, bir süre de Kaymakamlık olarak kullanıldıktan sonra 1991 yılında yıktırılıp yerine Özel İdare İşhanı yapılan Hükümet Konağı'dır. 
Cebelibereket Vilayeti'nin kazaları; Bahçe, İslahiye, Hassa, Payas ve Ceyhan'dır.
1878'den itibaren 1923'e kadar 45 yıl Sancak, sonrasında da 10 yıl Vilayet olan Cebelibereket 1 Haziran 1933'de sebebi hala anlaşılamayan bir tasarrufla kaldırılmış, ilçe haline dönüştürülen Osmaniye Adana Vilayeti'ne bağlanmıştır.
Osmaniye'de 1927 yılında; 35 konak, 200'ü kiremit örtülü, 200'ü de toprak damlı olmak üzere 400 huğ tipi konut olduğu anlatılır. Aynı yıl yapılan sayımda Osmaniye'de Nahiyeleri ve Köyleri ile birlikte 18.282 nüfus yaşamaktadır. Aynı yıl Merkez ilçenin nüfusu yaklaşık 4.275 kadardır. Osmaniye'nin nüfusu; 1940 yılında 24.778'e, 1945 yılında 29.054'e, 1950 yılında 34.661'e çıkmıştır. 
Ulaşım kolaylığı ve ılıman iklimi sebebiyle, doğu Anadolu bölgesinin yoksul tarım işçilerinin gelmesiyle kalabalıklaşan Osmaniye ülke çapında başlayan sanayileşme/şehirleşme sürecinde İskenderun Demir - Çelik Fabrikası'nın açılması ile birlikte nüfus patlaması yapmıştır. Öyle ki 1965 yılında çevre ilçeler arasında nüfus bakımından; Ceyhan (107.586), Kozan (92.885) ve Kadirli (74.979)'den sonra Osmaniye (71.660) nüfusla dördüncü sırada iken 1975 yılında üçüncü sırayı, 1985 yılında birinci sırayı almıştır. 
              Osmaniye 24.10.1996'da 4200 sayılı kanunla il hakkını yeniden kazanmıştır.
--------
28-Prof.Dr. Hilmi Karaboran, aynı tebliğ
29-Ziya Paşa, Külliyat-ı Ziya Paşa s. 120 (Kitap merhum İsmail Kaya kütüphanesindedir. Sayfaları eksik olduğundan yayınevi ve yayınlandığı tarih bildirilememiştir. Söz konusu kitabe ise Yarpuz da eski Hükümet Konağı'ndaki yerinden sökülmüş ve kaybolmuştur.)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.