Yazının başlığı hakkına açıklama yaparak konuya girmek istedim. Afrika'yı ziyaret ettim. Afrika'nın değişik ülkelerini benim gibi oradaki Müslüman kardeşlerimizin derdine ortak olmak amacıyla ziyaret eden arkadaşlarımızı da dinledim. Şunu söylemek isterim;kendi ülkemize sahip çıkalım, dilimize,dinimize,kültürümüze ve geleneklerimize sahip çıkalım.Çünkü Fransızlar, Afrikalıların dilini,dinini,kültürünü, geleneklerini yok ettikten sonra ülkelerini işgal ettiler ve sonrada sömürdüler ve halende sömürüyorlar.Sömürgeci ülkelerden İngilizler ve Fransızlar yüzünden, tabiî ki Afrika'nın herhangi bir ülkesinde doğmamak büyük bir nimettir.Sömürgeci ülkelerden Fransa ise 93 yıl önce acımasızca sömürmek üzere buradaydı.Bunu unutmamak gerekir.Şükürler olsun ecdatlarımız canlarını geride kalanlarını düşünmeden savaşarak bu sömürgeci ülkeyi bölgemizden attılar.Ruhları şad olsun.Mekanları cennet olsun.Bizler için canlarını seve seve veren ecdatlarımızı anmadan geçmek istemedim.
          İnsan ülkesinin kıymetini ve ülkesindeki nimetlerin kıymetini ve değerini sömürülmüş ülkeleri görünce daha iyi anlayabiliyor. Daha önce de 5 yıl görevli bulunduğum Fransa'da bolluk içinde yaşarken hiç aklıma gelmemişti. Ama kısa bir zamanda olsa gittiğim Tanzanya'dan çok etkilendim. Sizlere bu yazımda Tanzanya ziyaretimden  bahsedeceğim.  İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği(İGEDER),TİKA işbirliğiyle yaklaşık 20 günlük bir Tanzanya ziyareti gerçekleştirdik. Bu ziyaret esnasında Tanzanya'da çok şeyler gördüm ve yaşadım. Oradaki insanların durumları içler acısı, ve yokluk, içinde yaşam mücadelesi vermeye çalışıyorlar.  Fakat yokluk içinde yaşayan bu halk yinede her halinden memnunlar gibi görünmeye çalışıyorlar. Geçirdikleri ağır imtihandan dolayı yarını düşünemiyorlar ve yarın kaygısı yok. Derileri siyah ama kalpleri bembeyaz ve sıcak kanlı insanlar. Herhangi bir şey olduğunda sorun yok (hakuna matata) diyerek geçiştiriyorlar. Türkiye'yi ve Türkleri seviyorlar. Hristiyan misyonerler burada çok iyi çalışmış, nerdeyse her köyde bir kilise var. Çocukların tişörtlerinde ve boyun takılarında hep kilise sembolleri var. Halk arasında bir çatışma yok ama devlet kademelerinde, özellikle kritik noktalarda, Müslüman birisini bulmak biraz zor. Müslümanlar daha çok ticari hayatta varlık gösteriyorlarmış ama çok büyük ticari işletmelerde Müslüman görmek yine de mümkün değil. Yani kısacası burada bir din savaşı var. Hristiyan misyonerler okul açıyorlar, ama hristiyanlığın dışında hiçbir şey öğretmiyorlar ve misyonerlere özellikle Avrupa ülkelerinden çok büyük destek var. Çok ağır şartlar altında imtihan veren bu sıcak kanlı kalpleri bembeyaz kardeşlerimize, Avrupalılar misyonerler göndererek oradaki yaptıkları misyonerlik çalışmalarından dolayı bilerek göz açtırılmıyor. Batılılar ileride karşılarında hakkını savunan Afrikalı insanları görmek istemiyorlar. Zaten Afrikalı kardeşlerimizde bir yandan yokluk ile imtihan olurken diğer yandan susuzluk ve hastalıkla ve yaşamla savaş veriyor. Bu kardeşlerimizin sömürgecilerle mücadele edecek güçleri yok.
               Eğitim alanında Tanzanya o kadar geri kalmış ve kendine özgü bir eğitim sistemi geliştirip kuramamıştır. Bu nedenle eğitim sisteminde çok başarı elde edilememiştir. Kendine özgü bir eğitim sistemi kurup, ülkesini yönetecek insanları kendileri yetiştirmiş olsaydı, sömürülmüş ülkeler her yönüyle gelişme gösterip ülkelerini en iyi seviyeye getirmeye çalışırlar ve bağımlı olmaktan kurtulmuş olurlardır. Oysa ki yönetiminden tutun her yerde kendilerini sömüren ülkelerin izlerini görüyorsunuz. Devlet otoritesinde ki, boşluk ve eğitim de ki seviyenin çok geride olmasını fırsat bilen sömürgeciler, Tanzanya 'nın en ücra köşelerine bile misyonerler göndererek kendi düşüncelerine uygun ve kendilerine bağımlı insan yetiştirme çabasına girmişler. Misyonerler okullar açıyor, hristiyanlıkla ilgili çalışmalar yapıyorlar. Maddi imkanları kullanan misyonerler, oradaki fakir ve sefalet içinde yaşayan halk üzerinde çok etkili oluyorlar. Özellikle gençler bunlardan daha çok olumsuz yönde etkileniyorlar. Hristiyan misyonerlerde gördükleri maddi imkanlara kanarak Müslüman bir anne ve babanın çocuğu din değiştirip hristiyan olabiliyor. Eğitim alanında yeterli olup kendi kendilerine yetebilselerdi çok şeyler değişirdi. Kendilerine din adamı, öğretmen, teknik adam, bürokrat ,lider  yetiştirebilecek durumda olsalardı;her şey farklı olurdu.
     Hamdolsun Türkiye gibi cennet bir ülkede yaşıyoruz. Bizler oradaki kardeşlerimize göre halimize çok şükretmemiz lazım. Bize bu nimetleri veren Rabbimize ne kadar şükretsek azdır. Biz varlıkla imtihan oluyoruz. Afrika'daki kardeşlerimizde yoklukla imtihan oluyorlar. Varlıkla nimetlerin bolluğuyla imtihan olan bizler ise, bir türlü doymuyoruz ve doymak bilmiyoruz, daha çok istiyoruz ama aradığımız huzuru ve mutluluğuda bulamıyoruz, fakat oradaki Müslüman kardeşlerimiz yoklukla, açlıkla, hastalıkla imtihan oluyorlar, yinede yüzleri gülüyor, şükrediyorlar. Biz Müslümanlar birbirimizden sorumluyuz. Ahirette nasıl hesap vereceğiz? Onların hesabıyla bizim hesabımız bir olmayacaktır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.