Adına “Kürt açılımı” dedikleri ve sonradan süslü püslü “demokratik” kılıfa sokulan şey, bir “Kürt bölüşümü”dür.
Bu bir asır önce Ermenilerle yapılamayan ve başarılamayan “parçalayarak ortadan kaldırma” eyleminin bugün yavaş yavaş, azar azar, “çaktırmadan” yapılmasıdır.
Kimler tarafından, kimlerle mi?
İçimizdeki azınlıklarla dışımızdaki ezeli düşmanların işbirliğiyle…
Bu işbirlikçiliğin yine içimizdeki ayrılıkçı “kürtçüler”le sürdürdüğü uzun süreli bir sürecin adıdır, “Kürt açılımı”..
Veya “Kürt makyajlı bölüşüm”.
Eğer, millî/ulusal imân, inanç, millet, devlet, vatan, ülke, onur, şeref, haysiyet, vakâr, ulusal irade, ırz, namus… gibi değerleri kabul eden ve bunların uğrunda ölmeye hazır insan kalmışsa bu sürece karşı çıkmak zorundadır.
Eğer bunlar, “çağdaş, liberal, demokratik, insan haklarına saygılı, uluslar arası nitelikli, barışçıl, insancıl, fırsatcıl, hortumcul… iseler hiç kaygıya gerek yoktur.
Bu da iç ve dış dinamikler tarafından hazırlanıp uygulamaya konulan psikolojik harekâtlar, operasyonlar, bunalımlar, çatışmalar ve kavgalarla hazırlanmış kitle psikolojisinin doğal sonucudur.
Bu kitle psikolojisine sahip olan ortak kanaat şudur ki, bu kanaat:
“Bu ülkede ve etrafında ne olursa olsun; insanların televizyon ekranları başında oturup sessizce olayı seyreden birer seyirci durumunda olacağı; söz konusu kötü hallerden asla ve kata olumsuz bir biçimde etkilenmeyeceği”ne dair kanaattır.
Bu kanaat değişmedikçe ve/ya değiştirilmedikçe ülke; Türk halkının gözünün içine dalga geçer gibi bakılarak, acılar görmezden gelinerek, gerçeklerin üzeri örtülerek, “silah patlatılmadan” bölünecektir.
Türk Milleti'nin ve ülkenin silah patlatmaya gerek kalmadan bölünebilmesi için içinde bulunduğu siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik, askeri, inzibatî şartları en uygun konuma sokulmuş bulunmaktadır. 
Şu son cümleyi ve cümle içindeki hususları biraz açmak gerekirse:
Türkiye'nin siyasi şartları buna uygundur. Bu şartları iç ve dış boyutuyla ele alındığında görülür ki, uzun bir zamandan beri çok büyük umutlarla beslenen Avrupa Birliği'ne giriş hayalleriyle Türk kamuoyu, kendi siyasi yapılanmasına olan bağlılık ve sadakat duygusunu yitirmiştir. Onu, sadece, asıl umut olarak sunulan Avrupa Birliğine ulaşmak, için bir araç olarak görür duruma gelmiştir.
Avrupa Birliği'nin idarî, siyasi, kültürel, hukukî yapısı bir şal gibi, bir serpme gibi Türk halkının zihinsel yapısı üzerine örtülmüştür. İnsanlarımızda meydana gelen hâkim inanç ve kanaat; bu memlekette ne kadar haksızlığa uğranılırsa uğranılsın, muhakkak, Avrupa Birliği mahkemelerinin hakkını koruyacağı kanaatıdır. Türk Devleti ve bu devletin kurumlarına olan bağlılık ve güven duygusu, “dar ağacı başındaki cellat” konumundaki “yabancılaşmış basın” tarafından kaldırılmıştır.
Al bayrağın yanında sarı yıldızlı mavi Avrupa Birliği bayrağına; İstiklal Marşının yanında 9. senfoninin melodisine alıştırılmıştır.
En keskin olduğunu iddia eden millîci/ulusalcı kişi ve kurumlar bile buna çabucak uyum sağlamış görünmektedir.
Özetle, asırlardır bu coğrafyada fakirlik ve gerilik içinde yaşadığı savunulan Türk halkının bu durumdan kurtuluş için çare olarak sunulan Avrupa Birliğine giriş hayali, millet ve devlet olarak bizi her türlü tedbiri bir kenara bırakmak gibi bir gaflete düşürmüştür.
Öyle ki Avrupalı kadim düşmanların sinsice önümüze sundukları uyum paketlerinin her açılışında bir yanımızı kaybedildiği halde, her defasında, “acaba yeni pakette bu kez acılarımızı ve ihtiyaçlarımızı karşılamaya yarayacak bir teklif var mı?” denilerek balıklama atlanmıştır. Her atlayışımızda da bir tarafımız götürülmüş; bizi daha savunmasız ve güçsüz duruma düşürmüştür.
Şu gerçek hiç akıldan çıkarılmamalıdır: Avrupa Birliği'nin Türkiye üzerindeki emelleriyle ABD'nin emelleri hep örtüşmüştür.
Güçlü bir Türkiye ikisinin de kâbusudur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30